Bratislava ile Viyana birbirine oldukça yakın iki şehir. Karşılıklı olarak oldukça konforlu ve çeşitli ulaşım alternatifleri bulunuyor. Tuna Nehri üzerindeki keyifli bir tekne yolculuğunun yanı sıra, düzenli tren veya farklı otobüs firmalarının saat başı kalkan seferleriyle iki kent birbirine bağlanmaktadır. Bratislava’dan Viyana’ya gitmek için Most SNP"yani Slovak Ulusal Ayaklanması Köprüsü’nün ayaklarından kalkan ve konakladığım yere çok yakın olması nedeniyle otobüsü ve tanıdık bir marka olması sebebiyle Felix Bus firmasını tercih ettim. İki kentin birbirine 65 km olması kentleri turistik açıdan iş birliğine yöneltmiş. Bütün otobüs firmaları gidiş ve gelişlerde Viyana havalimanına mutlaka uğruyorlar. Viyana havalimanı Bratislava’ya 40, Viyana'ya ise 20 km ve ortak bir havalimanı gibi kullanılıyor. Yolculuk boyunca tüm arazide rüzgâr ve güneş enerjisinin ne kadar etkin kullanıldığına tanıklık ediyoruz.

Zamanında ve rahat bir yolculukla Viyana'da uluslararası otobüs terminaline öğle saatlerinde ulaştım. Uluslararası otobüs terminali ifadesi sizde bir beklenti oluşturmasın. 40-50 kişinin oturabileceği bir alan, birkaç gişe görevlisi ve otobüslerin hareket ettiği noktalardan oluşan bir yer. Sakin, gürültüsüz. Bizdeki gibi gelişmiş ama bir o kadar kaotik bir otogar sistemi mevcut değil. Viyana’ya inince yapay zekaya bulunduğum konumu verip kent merkezine nasıl gideceğimi ve hangi durakta inmem gerektiğini sordum. Tarifi ve önerisi doğrultusunda hareket ederek kusursuz ve çok kolay şekilde gezeceğim yere ulaştım. Otobüs terminalinin tam karşısında metroya bir iki dakikalık yürüyüşle geçerek U3 metro hattında Erdberg durağında metroya bindim ve kent merkezinde 6 durak sonrasında Stephansplatz istasyonuna yaklaşık 7-8 dakika içerisinde ulaştım. Metrodan çıktığımda karşımda Aziz Stephen Katedrali duruyordu. Metrodan Stephansplatz istasyonundan çıkınca bir anda büyülü bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Aydınlık ve temiz. Görkemli binalar, kraliyetin ihtişamı sizi karşılıyor. Aradan geçen 20 yıl sonunda tekrar Viyana’ya gelmek güzeldi. Orta Avrupa'nın bu üç büyüleyici başkenti olan Budapeşte, Prag ve Viyana "Tuna'nın İncileri"olarak bilinir ve gezginlerin yazılarında "Üç Kız Kardeş"metaforuyla betimlenir. Ailenin küçük kızı Budapeşte’dir. Canlı, kaotik, egzotik ve hayat doludur. Sempatiktir, güzel ve tutkuludur. Ortanca kız Prag ise içine kapanık, gizemli ve sanatçı ruhludur. Romantik ve melankoliktir. Büyük kardeş, soylu ve ağırbaşlı abla Viyanadır. Mesafeli, kuralcı ve aristokrattır. Biraz burnu havada olmakla beraber kaliteyi sever.
Bu üç şehrin Habsburg Hanedanı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bünyesinde yer almış olması nedeniyle "İmparatorluk Üçgeni"olarak da anılırlar. Budapeşte Macar krallığının, Prag Bohemya krallığının Viyana ise imparatorluğun tartışmasız siyasi ve idari başkenti, Hofburg Sarayının ikametgâhıydı. Avusturya'nın başkenti Viyana, tarih ve modernliğin mükemmel bir uyumuna sahip. Şehir, kültürel ve entelektüel bir merkezdir. Mozart'tan Freud'a, Stefan Zweig’den Karl Popper’e, Friedrich Hayek’den , Gustav Klimt , Joseph Schumpeter’e kadar sanatçıları, müzisyenleri ve düşünürleri kendine çekmiştir. Şehrin kökenleri, askeri bir karakol olan Vindobona adıyla bilindiği Roma dönemine kadar uzanır. Viyana, Habsburg hanedanlığı döneminde gelişir ve Orta Avrupa'yı şekillendirir. İmparatorluk mirası, Viyana'nın görkemli saraylarında, geniş parklarında ve mimarisinde kendini göstermektedir. 20. yüzyıl, Viyana'ya isyanlar, iç savaş ve Nazi Almanya’sı tarafından ilhak da dahil olmak üzere derin değişiklikler ve karışıklıklar getirdi. Şehir, II. Dünya Savaşı'nın vahşetine ve ülkenin dört büyük güç tarafından işgaline katlandı. 15 Mayıs 1955'te egemenliğini geri kazandı. Bugün Viyana, canlı mahalleleri, iki milyondan fazla kent sakini için olağanüstü yaşam kalitesiyle bilinen, gelişen modern bir şehirdir. Tarihi çekiciliği, kültür ve sanat ortamı, dünyaca ünlü kahvehaneleri, tatlıları ve atmosferiyle Viyana, keşfetmekten keyif alınan telaşsız, sakin bir şehirdir. İmparator Franz Josef I'in onuruna Prater bölgesinde inşa edilen devasa dönme dolap (Riesenrad), dünyanın en prestijli opera binalarından Viyana Devlet Operası (Wiener Staatsoper), Viyana Sanat Tarihi Müzesi (Kunsthistorisches Museum Wien), Sisi Müzesi ve İmparatorluk Daireleri (Kaiserappartements) ile Schönbrunn Sarayı ziyareti bu kısa sürede mümkün görünmüyor.

Viyana aynı zamanda şehir sınırları içinde önemli miktarda şarap üreten tek başkenttir. Şehirde yaklaşık 700 hektarlık bağ alanı ve 200 civarında şarap üreticisi bulunmaktadır. Viyana Şarap Yolu'nda (Wiener Weinwanderweg) yürüyüş yaparak şehrin şarap kültürünü deneyimlemek de bu gezide mümkün olmayacak. Ancak, kentin tarihi merkezi, ziyaret edilecek ve deneyimlenecek çok şey var. Viyana'yı tek bir günde tam anlamıyla gezmek zaten mümkün değil. Yolculuklar dışında kenti gezmek için net olarak yaklaşık beş saatim olması nedeniyle, bu gezi Habsburg hanedanının izlerini sürmeye odaklanan hızlı bir kraliyet turuyla sınırlı kalsın istedim ve o nedenle bu yazıya Habsburgların İzinde Viyana adını verdim

Viyana'da göze çarpan unsurlardan biri, şehrin simgesi haline gelmiş at arabalarıdır. "Fiaker"olarak da bilinen bu araçlar, adını Paris'teki Rue de Saint-Fiacre'deki kiralık araba durağından almaktadır. 1720'de Viyana'da, daha önce "Janschky"olarak adlandırılan arabalar "Fiaker"olarak yeniden adlandırılmış ve numaralandırılmıştır.Merkez Mezarlık'ta düzenlenen at arabası turları Mozart, Schubert, Beethoven, Hans Moser, Falco, Adolf Loos gibi Viyana'nın önde gelen şahsiyetlerinin anıt mezarlarını ziyaret etme şansı veriyor. Ayrıca, "Atlı Arabaların Sırları"temalı ahırlarda rehberli turlar düzenleniyor. Viyana bölgesinde Roma döneminden beri at arabaları kullanılmış olsa da, 17. yüzyıla kadar bir düzenleme bulunmuyordu. 1693 yılında, taksi hizmeti sunan tüm arabalar kayıt altına alınmış ve sabit duraklar oluşturulmuştur. Bu sistem, Paris'te kurulan bir sistem üzerine inşa edilmiş olup, Viyana'daki yenilik ise arabaların numaralandırılması ve sahiplerinin ticari lisanslara sahip olmasıdır. Bu nedenle Dünya’da taksicilik mesleğinin Viyana'da doğduğu kabul edilmektedir. 1900 civarında, şehirde kayıtlı 1.000 Fiaker arabası ve çok sayıda at bulunmaktaydı. Uzun bir süre boyunca, bazı araba sürücüleri saygın vatandaşlar olarak kabul edilmiş ve ün kazanmışlardır. 1900'lü yıllarda, Viyana Fiaker'leri sadece bir taksi olmanın ötesine geçerek, festival ve konser gibi etkinliklerde eğlence aracı haline gelmiştir. Viyanalılar, şehirlerinin keyfini şık bir şekilde çıkarmak veya misafirlerini etkilemek amacıyla fayton gezilerini sıklıkla tercih etmiştir. 1987'de ilk kadın arabacı (Sisi Ringl) göreve başlamış ve sonrasında kadın Fiaker sayısı artmıştır. Viyana'daki at arabası geleneği, hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir. Fiaker'ler, Viyana'nın sembollerinden biri olmaya devam ederek, şehre özgü bir deneyim sunmaktadır. Sanayileşme ve otomobillere rağmen bu gelenek Viyana’da halen sürmektedir.

Aziz Stephan Katedrali, Avusturya'nın en önemli Gotik yapılarından biri olmanın ötesinde, Viyana için derin anlamlar taşımaktadır. II. Dünya Savaşı sonrası Cumhuriyet'in yeniden inşasıyla özdeşleşmiş bir semboldür. Habsburg yürüyüşüne, eski şehrin kalbinde yer alan Aziz Stephan Katedrali, Avusturya Gotik mimarisinin önde gelen örneklerinden biri olmasının yanı sıra, Viyana için derin tarihi ve kültürel anlamlar taşımaktadır. II. Dünya Savaşı sonrasında Cumhuriyet'in yeniden inşasının sembolü olarak kabul edilmektedir. Tarihi kent merkezinde konumlanan Aziz Stephan Katedrali, Habsburg hanedanının dini önemini vurgulayan etkileyici bir Gotik yapıdır. 12. yüzyılda inşasına başlanan katedralin iç mekanı, yüzyıllar içinde geçirdiği çeşitli restorasyonlar sonucu Barok tarzını yansıtmaktadır. Dört kulesi arasında en yüksek olan güney kulesi, 136 metreye ulaşmaktadır. Ziyaretçiler, 343 basamak tırmanarak Viyana'nın panoramik manzarasına hakim kule odasına erişebilirler. Bu kulede toplam 13 adet çan bulunmaktadır. Kuzey kulesinde (68 metre yüksekliğinde) yer alan Pummerin ise Avrupa'nın en büyük ikinci serbest sallanan kilise çanıdır. Katedralin çatısı, Kraliyet ve İmparatorluk çift başlı kartalı ile Viyana şehir armasını oluşturacak şekilde renkli çatı kiremitleriyle döşenmiştir.
Viyana'nın meşhur tatlısı Manner Schnitten'in pembe-kırmızı ambalajında katedral görseli yer alır. Aziz Stephan Katedrali, birçok önemli kişinin ebedi istirahatgâhıdır. III. Friedrich, görkemli bir mermer lahitte bulunmaktadır. Lahdin yalnızca kapak levhası sekiz ton ağırlığındadır. Savoy Prensi Eugene'in mezarı özel bir şapelde yer almaktadır. Katedralin yer altı mezarlarında, 1359'da katedralin Gotik tarzda yeniden inşasının temelini atan Dük IV. Rudolph yatmaktadır. Bunlara ek olarak, çok sayıda Habsburg hanedanı üyesi, Viyanalı kardinal ve başpiskopos da burada defnedilmiştir. Aziz Stephan Katedrali, sadece mimari bir şaheser olmakla kalmayıp, aynı zamanda Avusturya tarihi, sanatı ve kültürü açısından da büyük önem taşımaktadır. Viyana'nın kalbinde yükselen bu ikonik yapı, geçmişin mirasını günümüze taşırken, gelecek nesiller için de ilham verici bir referans noktası olmaya devam etmektedir.

Viyana'nın Lugeck Meydanı'ndaki Gutenberg Anıtı, Avrupa tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan Johannes Gutenberg'e ithaf edilmiştir. Anıt, Gutenberg'in matbaayı geliştirerek sağladığı dönüşümü sembolize eden kabartmalar bulunmaktadır. Özel bir bağış toplama komitesinin gayretleriyle Gutenberg'in doğumunun yaklaşık 500. yılında inşa edilen anıtın bronz heykeli, dönemin tanınmış heykeltıraşı Hans Bitterlich (1860-1949) tarafından iki buçuk yıllık bir çalışma sonucunda tamamlanmıştır. Anıtın açılış töreni, 17 Aralık tarihinde İmparator Franz Joseph ve Viyana Belediye Başkanı'nın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Anıtta, sakallı bir Gutenberg figürü, bir elini kalçasına dayamış vaziyette yüksek bir kaide üzerinde yer almaktadır. Kaide üzerinde Latince "Post Nubila Phoebus"(Bulutların ardından güneş gelir) ifadesi bulunmaktadır. Bu ifade Gutenberg'in icadının Avrupa kültürü üzerindeki etkisine işaret etmektedir. Ayrıca, kaide üzerinde karanlık çağları simgeleyen kırık bir sütun, insanlığı sembolize eden uyuyan bir gezgin ve başarı ile şöhreti temsil eden bir defne ağacı yer almaktadır. Kaidenin arka tarafında ise bir arma ve "Minnettar takipçileri ve hayranları tarafından büyük ustaya"şeklinde bir ithaf yazısı bulunmaktadır. Viyana ile bağlantısı olan birçok tarihi şahsiyetin anıtı, plaketi veya adına ithaf edilmiş sokağı bulunmakla birlikte, Gutenberg gibi Viyana'ya hiç ayak basmamış birinin anıtının olması insanlığa hizmetlerinin bir nişanesi olarak şehre kazandırılmıştır. Gutenberg'in hareketli harflerle basılan matbaayı Avrupa'ya tanıtması, tarihte bir dönüm noktası olmuştur ve kültürel, bilimsel ve sosyoekonomik alanlarda pek çok önemli gelişmeye zemin hazırlamıştır. Avusturya Milli Kütüphanesi, Gutenberg tarafından basılan nadir eksiksiz İncil nüshalarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Gutenberg Anıtı, yalnızca Johannes Gutenberg'e duyulan saygının bir ifadesi olmakla kalmayıp, aynı zamanda matbaanın insanlık tarihindeki dönüştürücü rolünün ve kültürel mirasın korunmasının da bir sembolüdür. Habsburgların İzinde Habsburg İmparatorluk Sarayı, dünya üzerindeki en kapsamlı saray komplekslerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Geçmişte imparatorluk ailesine ev sahipliği yapmış olan bu yapı, günümüzde müzelerin, siyasi faaliyetlerin ve çeşitli etkinliklerin merkezi konumundadır.

Viyana'nın tarihi kent merkezinde konumlanan Habsburg bölgesi, 13. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar Habsburg hanedanının iktidarı süresince kullandığı eski imparatorluk ve mahkeme binalarından oluşmaktadır. Tek bir saraydan ziyade, birbirine bağlı, gösterişli binalar silsilesi olan bu kompleks, 12. yüzyılda Avusturya Dükü'nün ikametgahı olarak başlamış, zamanla imparatorların evi ve sarayı haline gelmiştir. Kompleksin bazı bölümleri ziyaretçilere açıkken, bazıları hala idari amaçlarla kullanılmakta veya konferans, fuar ve konserlere ev sahipliği yapmaktadır. Bölge, Viyana'nın kısmen yayalaştırılmış tarihi merkezini oluşturmaktadır. Alanda ayrıca Avusturya Cumhurbaşkanlığı ofislerinin bir bölümü de bulunmaktadır. Kökenleri 1600'lerin sonlarına dayanan bu alanda avlularda, parklarda ve meydanlarda serbestçe dolaşmak mümkün olmakla birlikte, binaların içindeki halka açık yerlerin neredeyse tamamına giriş için bilet gerekmektedir. Habsburg İmparatorluk Sarayı, Viyana'nın ve Avusturya tarihinin önemli bir simgesi olmanın yanı sıra, barındırdığı kültürel ve tarihi zenginliklerle ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunmaktadır. Habsburg Hanedanı, yüzyıllar boyunca Viyana'yı merkez üssü olarak konumlandırmış ve şehir, hanedanın izlerini taşıyan tarihi yapılarla bezenmiştir. Bu yapıların birçoğu, Viyana şehir merkezinde yürüyerek kolayca ulaşılabilir mesafededir. Habsburg yürüyüşüne, Aziz Stephan Katedrali'nden başlanabilir. Katedral, Gotik mimarinin etkileyici bir örneği olup, hanedanın dini önemini vurgulamaktadır. Albertinaplaz ve imparatorluk ailesi için 1818'de inşa edilen Saray Bahçesi'nin karşısında, Habsburgların eski güç merkezi olan Viyana İmparatorluk Sarayı yer almaktadır. Yüzyıllar boyunca hanedanın siyasi ve kültürel merkezi olan saray, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Katedralden kısa bir mesafede, İmparatorluk Sarayı içerisinde yer alan Hazine Odası, Sisi Müzesi, İmparatorluk Daireleri, İmparatorluk Gümüş Koleksiyonu ve İspanyol Binicilik Okulu, Habsburg İmparatorluğu'nun ihtişamını günümüze taşımaktadır.

İspanyol Binicilik Okulunun barok arenası, dünyaca ünlü Lipizzaner atlarına ev sahipliği yapmaktadır. 16. yüzyıla uzanan köklü geçmişiyle okul, Habsburgların at yetiştiriciliğine ve binicilik sanatına verdiği önemi yansıtmaktadır. Hazine odasında, Habsburg imparatorluk tacı, Kutsal Roma İmparatoru'nun taç giyme cübbesi ve tacı, tamamen altından yapılmış bir gül fidanı, İmparator Maximilian I'in 15. yüzyıldan kalma tören kılıcı ve daha birçok değerli eser sergilenmektedir. Bu hazineler, Schweizerhof'ta yer almakta ve yalnızca Alman Ulusu'nun Kutsal Roma İmparatorluğu'nun 1.000 yılı aşkın geçmişini değil, aynı zamanda hanedanın zenginliğini ve gücünü de temsil etmektedir. St. Michael Kilisesi'nin kubbesinin altında, Sisi Müzesi, İmparatorluk Daireleri ve İmparatorluk Gümüş Koleksiyonu ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Güzelliği ve trajik hayatıyla efsaneleşen İmparatoriçe Elisabeth'e adanan müze, imparatoriçeye ait kişisel eşyalar, portreler ve yaşam öyküsüne dair önemli bilgiler sunmaktadır. Müze, Elisabeth'in Bavyera'daki tasasız çocukluğundan, Avusturya imparatoruyla olan evliliğine ve 1898'de Cenevre'deki suikastına kadar hayatının dönüm noktalarını gözler önüne sermektedir.

Viyana'da Habsburg yürüyüşü, ziyaretçilere hanedanın izlerini sürme ve imparatorluk mirasını yakından tanıma fırsatı sunmaktadır. Habsburg Kompleksi'nin ana avlusunda, İmparator II./I. Franz'a ait 1846 tarihli anıtsal heykel bulunmaktadır. Franz'ın çift haneli unvanı, Kutsal Roma İmparatoru ve Avusturya İmparatoru olarak iki farklı imparatorluk makamını temsil etmektedir. Ulusal Kütüphane, Habsburg Josefsplatz tarafında Augustinerkirche kilisesine bitişik etkileyici Devlet Salonu'nu barındırır. Yakınında, antik Yunan ve Roma eserlerinden oluşan Efes Müzesi yer almaktadır. Dünya Müzesi, ziyaretçileri dünyanın dört bir yanından çeşitli kültürlerin tarihi ve sanatına doğru bir yolculuğa çıkarmaktadır. Avusturya Tarih Evi ise, I. Dünya Savaşı sonrası dönemi ele alan koleksiyonuyla yakın tarihe ışık tutmaktadır. Kompleksin zengin koleksiyonları arasında; turnuva teçhizatları, Orta Çağ silahları ve zırhların sergilendiği Arms & Armour koleksiyonu ile Schubert, Liszt, Mahler gibi ünlü bestecilerin kullandığı tarihi müzik aletlerinin yer aldığı Tarihi Müzik Enstrümanları koleksiyonu öne çıkmaktadır. Neue Burg'un önündeki geniş Heldenplatz Meydanı'nda, Burgtor giriş kapıları, askeri lider ve Belvedere saraylarının mimarı Prens Eugen von Savoyen'e adanmış atlı anıt ve Napolyon'u askeri yenilgiye uğratan Arşidük Karl'a ait bir atlı anıt bulunmaktadır. Meydanda ayrıca, Nazi Askeri Adaleti Kurbanları Anıtı da yer almaktadır. Michaelerplatz Meydanı, şehir merkezindeki Habsburg bölgesinin gösterişli kubbeli ana girişini barındırırken, Loos Evi, modern mimarinin gelişiminde bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Son olarak, 1200'lere ait bir kilise de bölgede yer almaktadır.

Bir dakikasını bile boş geçirmeden Viyana’da dört saatte Habsburg hanedanın izinde bir gezi yaptım. Muhteşem bir mimari, geniş alanlar, temiz ferah yapılar, kültür sanat ve tarihte kısa bir yolculuk yaptım. Bu süreye olmazsa olmazlardan harika bir Viyana kahvesi ve Sachertorte tatmayı da sığdırarak Stephansplatz durağında metroya binerek Erdberg istasyonuna geri döndüm. Bir gezinin daha sonuna gelirken otobüs ile tekrar Bratislava’ya dönerken iyi ki geldim duygusu ve sevinci içindeydim.











Viyana , Dünyanın yaşanabilir kentleri arasında her zaman en üst düzeyde yer almıştır Kültürü, sanatı, mimarisi bir derin geçmişe dayanır. İnsanı özendirecek o kadar çok şey var ki.
Sevgili hocam,herzamanki özenli ve ayrıntılı yazinizla Viyana sokaklarını yeniden dolaşmış oldum. Kaleminize sağlık
Sayın İsmail Güneş hocamızın gezisinden Viyana her yönüyle gidip görülüp gezilesi bir yer adeta .Bu şekilde ulaşımı ,tarihi , mimari yapısı ve kültür yönüyle ele alınması Viyanayı daha iyi tanımamıza yardımcı olmuştur.