TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Gaffar Yakınca’nın sunumuyla A Haber’de yayınlanan Turizm Yüzyılı programına konuk oldu.
Programda Türkiye ile Suriye arasında oluşan güçlü sevgi ve güven bağının, turizm yoluyla kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürülebileceğini vurgulayan Bağlıkaya, Türk turizmcilerin bu süreçte üstlenebileceği kritik role dikkat çekti.
Bağlıkaya, Suriye toplumunda Türkiye’ye karşı çok güçlü bir sempati ve sevgi bulunduğunu belirterek, bunun temelinde savaş yıllarında Türkiye’nin Suriyelilere kucak açmasının yattığını ifade etti. “Savaş sırasında onlara dostluk ve kardeşlik yaptık, kapılarımızı açtık. Bunun doğal sonucu olarak aramızda çok güçlü bir bağ oluştu” diyen Bağlıkaya, bu bağın turizm aracılığıyla daha da güçlendirilebileceğini söyledi.
“Önemli olan kazanç değil, süreci başlatmak”
Suriye’de turizmin yeniden ayağa kalkması sürecinde asıl önemli noktanın kısa vadeli kazançlar olmadığını vurgulayan Bağlıkaya, “Burada bizim için esas olan, adeta bebek adımları sayılabilecek bir turizm hareketinin Türk turizmciler tarafından başlatılmasıdır” dedi.
Türkiye’nin turizm alanında kendini kanıtlamış, dünyada lider ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Bağlıkaya, bu birikimin Suriye için yol gösterici olabileceğini dile getirdi.
Bağlıkaya, “Burnumuzun dibinde, akrabamız olan, birlikte aynı ekmeği paylaştığımız insanların yeniden ayağa kalkmaya çalıştığı bir turizm hareketi var. Biz ancak onlara rehber olabiliriz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye yumuşak güç olarak söz sahibi olmalı”
Türkiye’nin sahip olduğu turizm potansiyeli ve pazarlama gücüyle Suriye’de önemli bir “yumuşak güç” rolü üstlenebileceğini belirten Bağlıkaya, “Birçok alanda Türkiye zaten hami bir konumda. Turizmde de aynı hassasiyet ve duyarlılıkla bu konuya eğilmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Suriye turizmi denildiğinde yalnızca Suriye’den Türkiye’ye gelecek ziyaretçilerin değil, Türkiye’den ve üçüncü ülkelerden Suriye’ye yönlendirilebilecek potansiyelin de düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Bağlıkaya, Türk tur operatörlerinin bu konuda ciddi bir avantaja sahip olduğunu söyledi.
“Türk tur operatörlerinin pazarlama gücü çok yüksek”
Bağlıkaya, Türk tur operatörlerinin yalnızca Türkiye’ye değil, Mısır’dan Tunus’a, Tayland’dan birçok farklı destinasyona dünyanın dört bir yanından turist taşıdığını hatırlatarak, “Bizim en büyük farkımız ve gücümüz pazarlama kabiliyetimiz. Bunu herkes yapamıyor” dedi.
Bu nedenle Suriye’ye yönelik olası bir turizm hareketinde de ana aktörlerin Türk seyahat acenteleri ve tur operatörleri olacağını belirten Bağlıkaya, “Türkiye’den gidecek yolcuyu seyahat acentelerimiz organize eder, yurt dışından Suriye’ye gelecek turistleri de Türk tur operatörleri ve acenteleri götürür” şeklinde konuştu.
“Bugün erken olabilir ama şimdiden çalışmalara başlanmalı”
Suriye’de turizmin tam anlamıyla başlaması için bugünün biraz erken olabileceğini ifade eden Bağlıkaya, buna rağmen şimdiden bir vizyon ve hazırlık sürecinin başlatılması gerektiğini vurguladı. “Bugün olmasa bile bu konuda bir çalışma başlatmalı ve gözümüzü bir şekilde oraya çevirmeliyiz” diyen Bağlıkaya, Suriye’nin çok büyük bir kültürel potansiyele sahip olduğunun altını çizdi.
Bağlıkaya, “Orada bu iş yapılır mı? Çok iyi yapılır. Hem bize çok yakın hem de sınır komşumuz. Bu fırsatı ıskalamamamız gerektiğini düşünüyorum” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.









