Dünya Turizm Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Güçlü TÜRSAB Sözcüsü Hasan Erdem, sektörün on bir yılda yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Turizm sektörünün insanlık için değerine vurgu yapan Erdem, Türk turizm sektörünün yaşadığı bu zorlu süreçten çıkması için turizm ve seyahat acentelerinin ne denli önemli olduğunu ifade etti.
Meslektaşlarının son bir yıl içerisinde adeta ölüm-kalım mücadelesi verdiğinin altını çizen Erdem, yaşanan bu zorlu gelişmelerden dolayı TÜRSAB yönetiminin sınıfta kaldığını ifade etti.
Güçlü TÜRSAB Sözcüsü Hasan Erdem'in Dünya Turizm Günü vesilesiyle yayınladığı mesaj şöyle:
'Değerli Meslektaşlarım,
Hepinizin bildiği üzere 27 Eylül Dünya Turizm Günü.
Ünlü yazar Oscar Wilde'in söylediği gibi 'Seyahat insanın ruhunu asilleştirir ve önyargılarını yok eder.'
Bu sözün üzerinden tam 150 yıl geçse de halen daha güncelliğini koruyor.
İnsanlık var oldukça seyahat etmek de hep var olacaktır. Seyahat insanlık tarihi kadar eski bir uygulamadır. Seyahat ve turistik gezi, insanların sadece bir yerden bir yere gitmesi değil kültürel, ekonomik ve toplumsal olarak da iletişim içinde olmalarıdır.
Turizm sayesinde insanlar hem diğer ülkelerin, hem kendi ülkelerinde yaşadıkları bölgenin dışındaki güzelliklerin, hem de geçmişte yaşamış olan insanların bırakmış oldukları kültürel mirasın farkına vararak, gelecek kuşaklara daha yaşanılabilir bir dünya bırakmanın gerekliliğine inanarak hayata farklı açılardan bakabilirler.
Seyahat etmek en demokratik haktır. İnsanların daha özgür olmalarını sağlar.
Bu bir lüks değil insan haklarının en temel parçasıdır.
Biz turizmciler olarak, insanları turizme teşvik etmek ve yeni yerler görme, yeni kültürler ve yeni insanlar tanımaları noktasında teşvik ediyoruz.
SEKTÖRÜ GELİŞTİRMEK İÇİN DAHA FAZLA ÇALIŞMALIYIZ
Turizm sektörü olarak, ilk önce kendimizden başlayarak, sektörümüzü ve mesleğimizi geliştirmek adına daha fazla çalışmalıyız.
İstatistiklere bakıldığında son bir yıl içerisinde dünya genelinde 940 milyon insan bir ülkeden başka bir ülkeye geçerek seyahat gerçekleştirmiştir. Bu rakama baktığımızda turizm ve seyahat sektörünün dünya genelinde ne denli önemli bir sektör olduğunu göstermektedir.
Fakat Türkiye'ye baktığımızda durum hiç o kadar iç açıcı değil.
Özellikle son bir yıl içinde ülke olarak yaşadığımız terör olayları neticesinde sektörümüz tarihinin en kötü zamanını yaşadı. Türk turizm sektörü son bir yıl içerisinde 12 milyar liradan fazla zarar etti.
YAŞAM SAVAŞI VERİYORUZ
Bu zarar sektör temsilcileri olarak hepimizi derinden etkiledi. Sektörün en üstünden en altındaki meslektaşımıza kadar hepimiz bu zarardan etkilendik. Binlerce meslektaşımız işinden oldu. Bir o kadar iflaslar, kepenk kapatmalar, hatta evine ekmek dahi götüremeyecek durumda olan sektör meslektaşlarımız oldu.
Turizm sektörünün bize göre en temel yapı taşı olan turizm ve seyahat acenteleri olarak bizler de yaşanan bu kriz sürecini tabir-i caizse iliğimize, kemiğimize kadar hissettik diyebilirim. Ve halen daha yaşam savaşı veriyoruz.
Özellikle turizm ve seyahat acenteleri olarak devletimizden bu süre içerisinde ciddi teşvikler bekledik. Eğer Türkiye'de turizm sektörü var olacaksa, eğer ki turizmin her alanını bünyesinde barındıran ender ülkelerden birisi olan Türkiye'de turizme değer veriliyorsa, eğer ki TÜRSAB varsa bilinmelidir ki bu yalnızca turizm ve seyahat acentelerinin sayesinde olacaktır.
TÜRSAB EHİL OLMAYAN ELLERDE
Turizm ve seyahat acenteleri olmadan turizmi konuşmak yersiz ve tamamen boş olacaktır.
Bu yüzden turizm ve seyahat acenteleri olarak sesimizin daha fazla duyulmasını ve sektörümüze ciddi bir can suyu verilmesini talep etmekteyiz.
Üst birliğimiz olan TÜRSAB ne yazık ki ehil olmayan ellerde yıllardır yönetiliyor. Buna yönetiliyor da diyemeyiz. Çünkü üyelerinin hiçbir sorununa çözüm bulmayan, sadece aidat toplayan ve üyelerinin zor zamanlarında yanında olmayan bir anlayış 20 yıldır TÜRSAB'ı adeta işgal ediyor. TÜRSAB koltuğunu 20 yıldır terk etmeyen bu anlayış, her 2 yılda bir sadece seçim zamanları ortaya çıkıyor, siyasi oyunlar, çıkar manevraları ve tribünlere hitap eden anlayışla üyelerimizin samimi duygularını kullanıyor.
Değerli dostlarım,
TÜRSAB üyesi turizm ve seyahat acenteleri olarak, yaşanan bu zor zamanlarımızda yanımızda olmayan, yanımızda olmasını arzu ettiğimiz zamanlarda kapılarını yüzümüze kapatan, sektörümüzü ve mesleğimizi kurtaracak çözümler üretmesi yerine BYK seçimlerini kendine göre dizayn etme anlayışı içerisinde olan bir zihniyetin artık sonu gelmelidir.
Ne yazık ki TÜRSAB üst yönetimi sınıfta kalmıştır.
Daha güçlü bir turizm seyahat acenteleri, daha güçlü turizm ve daha güçlü bir TÜRSAB için geleceğimiz aydınlık olsun.
Bu duygu ve düşüncelerle Dünya Turizm Günümüzü bir kez daha kutluyor, tüm meslektaşlarıma saygı ve sevgilerimi sunarım."








