Akdeniz ve Ege’de kruvaziyer turizmi son yıllarda hızlı bir büyüme gösterirken, Türkiye’nin birçok kıyı kenti uluslararası gemi rotalarına dahil edilerek önemli bir turizm geliri elde ediyor. Ancak Doğu Akdeniz’in stratejik liman kentlerinden Mersin, güçlü potansiyeline rağmen bu büyümeden yeterince pay alamıyor.
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkan Başdanışmanı Numan Olcar, Mersin’in kruvaziyer turizminde geri kalmasının temel nedeninin potansiyel eksikliği değil, koordinasyon ve tanıtım eksikliği olduğunu vurguladı.
Olcar, Mersin’in sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerin uluslararası ölçekte güçlü bir çekim merkezi oluşturabileceğini belirterek Soli Pompeipolis, Kızkalesi, Kanlıdivane, St. Paul Anıtı ile Cennet ve Cehennem Obrukları gibi destinasyonların yanı sıra zengin gastronomi kültürünün de önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti.
Kruvaziyer şirketlerinin destinasyon seçerken yalnızca liman altyapısına değil; şehir deneyimi, tur programı çeşitliliği, ulaşım kolaylığı, güvenlik ve uluslararası bilinirlik gibi kriterlere dikkat ettiğini hatırlatan Olcar, Mersin’in bu alanlarda yeterli tanıtım ve koordinasyon eksikliği nedeniyle uzun süredir rotaların dışında kaldığını söyledi.
“Ortak strateji ve güçlü destinasyon kimliği şart”
Olcar, Mersin’in yeniden kruvaziyer turizmine dahil olabilmesi için merkezi ve yerel yönetimler, liman işletmeleri, turizm sektörü ve iş dünyasının ortak bir strateji geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Kentin yalnızca kıyı turizmiyle değil, kültür, tarih ve gastronomi odaklı özgün bir kimlikle uluslararası pazarlarda yeniden konumlandırılması gerektiğini ifade eden Olcar, gerekli adımların atılması halinde Mersin’in Doğu Akdeniz’in önemli kruvaziyer duraklarından biri olmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını kaydetti.







