Dünya turizminin en yüksek katma değerli alanlarından biri olarak gösterilen yat turizmi, Akdeniz çanağında her yıl milyarlarca dolarlık ekonomik hacim oluşturuyor. Geniş kıyı şeridi ve doğal koylara sahip Türkiye ise bu pazardan yaklaşık yüzde 5-7 seviyelerinde pay alıyor. Sektör temsilcileri, bu oranın ülkenin sahip olduğu potansiyeli tam olarak yansıtmadığını belirtiyor.
Ege ve Batı Akdeniz’deki geleneksel yat rotalarının kapasiteye yaklaşması, gözleri Doğu Akdeniz’e çevirirken, özellikle mersin bölgesi yeni bir merkez olma adayı olarak öne çıkıyor. Lojistik altyapı yatırımları ve coğrafi avantajlarıyla dikkat çeken bölge, yat turizminde Türkiye’nin büyüme hamlesi için stratejik bir alan olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkan Başdanışmanı Numan Olcar, yat turizminin yalnızca marina yatırımlarıyla değil, bütüncül bir vizyonla gelişebileceğini vurguladı. Olcar, Ege’de birçok destinasyonun doygunluğa yaklaştığını, Mersin’in ise doğal yapısını büyük ölçüde koruyarak önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti.
Mersin’in Kıbrıs’a yakınlığı, doğu akdeniz bağlantıları ve uzun kıyı şeridinin önemli fırsatlar sunduğunu belirten Olcar, Çukurova Havalimanı’nın devreye girmesiyle bölgenin erişilebilirliğinin arttığını kaydetti. Olcar, doğru marina yatırımları ve uluslararası tanıtımla Mersin’in Doğu Akdeniz’in önemli yat turizmi merkezlerinden biri haline gelebileceğini söyledi.
Marina yönetim anlayışına da değinen Olcar, bazı işletmelerin AVM mantığıyla hareket etmesinin uzun vadede denizcilik kültürüne katkı sağlamadığını ifade etti. Marinaların amatör denizciliği destekleyen, teknik altyapısı güçlü ve uluslararası standartlara sahip yapılar olması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlara göre, entegre bir planlama ile desteklenmesi halinde Doğu Akdeniz, Türkiye’nin yat turizminde yeni büyüme motoru olabilir. (İşte Mersin)









Mersin pişmanlık benim için çok şişirilmiş sosyal medya şişirmesi