Reklam
  • Reklam
Mücbir sebepte de esas kaynak sözleşme

Mücbir sebepte de esas kaynak sözleşme

Küresel salgın sürecinde sözleşmelerde çıkabilecek hukuki ihtilaflar ticari hayatın önemli gündem maddelerinden biri. Hukukçular, mücbir sebep gerekçesiyle sözleşmede uyarlama talep etmede de temel kaynağın sözleşme olduğuna dikkat çekiyor. Eğer sözleşmede ‘mücbir sebebe başvurulamayacağı’ ifadesi varsa uyarlama talep edilemiyor.

28 Temmuz 2020 - 11:21 - Güncelleme: 29 Temmuz 2020 - 11:04

İTO Haber'den Şeref Kılıçlı'nın haberine göre, İstanbul Ticaret Odası, farklı alanlarda düzenlediği webinarlar ile yeni normal döneminde de sektörleri bilgilendirmeye devam ediyor. ‘Covid-19 Sonrası Hukuki Süreçler’ konulu webinar, İstanbul Ticaret Odası’nın youtube kanalından canlı yayınla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını İTO Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay’ın yaptığı webinarda, küresel salgın sürecinde iş hayatında çıkabilecek hukuki ihtilaflar, ticaret hukuku ve borçlar hukuku açısından analiz edildi. Mücbir sebep, sözleşmelerin uyarlanması, cezai şartların durumu, elektronik imzalarla yapılan işlemler gibi pekçok başlıkta mevcut kanunlar ve içtihatlar hakkında bilgi verildi. Salgın sürecinde hukuki anlamda farklı sorumlulukların çıkabileceğine dikkat çeken Kuralay, işletmelerin yaptıkları sözleşmelerde söz konusu sürecin etkilerini de değerlendirmek gerektiğini söyledi. 
 
SÖZLEŞMEDE UYARLAMA UYGULAMASI
 
Moderatörlüğünü İTO Genel Sekreter Yardımcısı Av. Nurcan Turan’ın yaptığı webinarda, Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Demirbaş ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Paslı sunum yaptı. Sözleşmede uyarlama yapılmasının, sözleşme hukukundaki ‘ahde vefa’ ilkesiyle bağlantısına dikkat çeken Doç. Dr. Harun Demirbaş, “Ahde vefa ilkesi bir sözleşmeyi kurduktan sonra yüklenmiş olunan borçların ve yükümlülüklerin ifasıyla bağlı kalmayı ifade eder. Sözleşmeyi kurduktan sonra bu sözleşmeden haklı bir sebep olmaksızın kaçınma imkanı vermez. Ancak bu ilkenin de bir istisnası var ve uygulamada ‘uyarlama’ diyoruz. Değişen şartlara göre sözleşmenin yeniden ele alınmasını ve edim yükümlülüklerinin değişen koşullara göre yeniden yapılandırılmasını ifade eder” dedi. 
 
MÜCBİR SEBEP KRİTERLERİ
 
Sözleşmelerde uyarlama talep ederken gündeme çok gelen mücbir sebep konusunda yargı kararlarındaki üç kriter hakkında bilgi veren Doç. Dr. Demirbaş şunları söyledi: “Birincisi haricilik kriteri. Yani borcun ifasının güçlüğüne sebep olan olay borçludan kaynaklanmamalı. İkincisi öngörülemezlik. Üçüncüsü engellenemezlik kriteri. Mevcut olayın etkisini ortadan kaldırması anlamında yapılacak bir şeyin olmamasını ifade ediyor.”

Sözleşmenin temel kaynak olduğunu da hatırlatan Demirbaş, “Sözleşmede açık veya dolaylı olarak ‘mücbir sebebe başvurulamaz’ şeklinde bir ifade yer alırsa o zaman bu mücbir sebebe başvurarak sözleşmenin uyarlanmasını istemek mümkün olmaz” dedi. 
 
AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ
 
Borçlar Kanunu’nda genel hükümler arasında mücbir sebeple ilgili üç madde olduğunu belirten Doç. Dr. Demirbaş, “Bunlar, 136. madde ifa imkansızlığı, 137. madde kısmi ifa imkansızlığı ve 138. madde aşırı ifa güçlüğü. Uyarlama davası olarak tarif edilen davaların dayanağı olan 138. maddeye göre, aşırı ifa güçlüğünden söz edilebilmesi için bazı şartlar öngörülmüş.” diye konuştu. 
 
PANDEMİDE KİRA SÖZLEŞMELERİ
 
Kira sözleşmelerinde salgın sürecinde yapılan geçici düzenlemeye dikkat çeken Doç. Dr. Harun Demirbaş, şu bilgiyi verdi: “7226 Sayılı Kanun’da yer alan geçici ikinci madde ile işyeri kiraları bakımından bir değişikliğe gidildi. Bu geçici ikinci madde, 1 Mart 2020 ila 30 Haziran 2020 tarihleri arasındaki işyeri kira bedeli ödenememesi sebebiyle kiraya verenlerin kira sözleşmesini feshetmesini ve kiracının tahliyesini talep etmesi imkanlarını ortadan kaldırdı. Söz konusu tarihten sonra böyle bir düzenleme mevcut olmadığı için yine fesih ve tahliye yollarına gitmek mümkün.” 
 
ÖNGÖRÜLEMEZLİK KRİTERİ VE BASİRETLİ TACİR SORUMLULUĞU
 
Öngörülemezlik meselesinin ticaret hukukuyla doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Paslı, “Mücbir sebepten bahsedebilmek için bu pandeminin öngörülemiyor olması gerek. Ancak Ticaret Kanunu’nun 18. maddesi her tacirin basiretli olarak hareket etmesi yükümlülüğünü getirir. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bazen öylesine sert yorumlanıyor ki, ‘Tacirler olabilecek herşeyi öngörebilmeli’ denilebiliyor. Bu tür davalarla da karşılaşacağız” dedi.
 
FAHİŞ CEZAİ ŞARTLARDAKİ YARGITAY İÇTİHADI
 
Sözleşmelerdeki cezai şartlarla ilgili ihtilaflara da değinen Doç. Dr. Ali Paslı, şöyle konuştu: “Sözleşmedeki cezai şart fahişse, Borçlar Kanunu 182. maddeye göre bu cezai şartın fahiş olduğunu mahkeme tespit edip indirilmesini isteyebilir. Resen de yapabilir talep üzerine de yapabilir. Ancak bu cezai şartın yükümlüsü tacirse, Ticaret Kanunu’nun 22. maddesi bunu engelliyor. Tacir cezai şartın indirilmesini fahiş olsa bile isteyemiyordu. Hakim de bu yönde bir karar veremiyordu. Ancak Yargıtay burada bir adım attı, ‘Ticaret Kanunu 22. madde, Borçlar Kanunu 182. maddeyi kısıtlıyor fakat bu cezai şart ödeyecek kişinin iflası sonucunu doğuracaksa işte bu durumda artık ahlaka aykırılık seviyesine ulaşmıştır’ dedi. Yani Yargıtay cezai şartın indirilebileceğini belirtti.”

Bu haber 740 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İSG'de günlük yolcu sayısı 61 bine ulaştı
İSG'de günlük yolcu sayısı 61 bine ulaştı
Pinokyo otel icradan satılık
Pinokyo otel icradan satılık