Türkiye’de son 15 yılda otel yatırımlarının büyük ölçüde kıyı bölgelerine yönelmesi, özellikle bazı destinasyonlarda yoğunlaşma riskini artırdı.
Turizm Databank’ın araştırmasına göre, yatırımların önemli bölümü deniz turizmine dayalı şehirlerde toplanırken, sezon süresinin kısa kalması bu büyümeyi sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırıyor.
Verilere göre, 1987-2000 döneminde otel yatırımlarının merkezi olan Antalya, 2001 sonrasında yerini büyük ölçüde Muğla’ya bıraktı. İstanbul ve Çanakkale de yatırımlarda öne çıkan diğer şehirler arasında yer aldı. Ancak en dikkat çekici yoğunlaşma Muğla’da yaşandı.
Son 15 yılda Türkiye genelinde yaklaşık 25 bin otel yatırımı (yeni ve yenileme) yapılırken, bunun yüzde 22-25’i Muğla’da gerçekleşti. Bu yatırımların yaklaşık yüzde 80’i ise Bodrum’da toplandı. Aynı dönemde Antalya’nın yatırım payı yüzde 5-6 seviyesinde kalırken, kent içinde Manavgat, Alanya, Belek-Serik ve Kemer bölgeleri öne çıktı.
Uzmanlara göre temel sorun, artan yatak kapasitesine rağmen sezonun yeterince uzamaması. Antalya yeni pazarlar kazansa da hızla büyüyen kapasitesini doldurmakta zorlanıyor. Muğla ise daha sınırlı pazarlara bağlı olması ve kısa sezonu nedeniyle daha kırılgan bir yapı sergiliyor. İç pazardan gelen destek de çeşitlilik eksikliği ve sezon çakışmaları nedeniyle yeterli olmuyor.
Çanakkale’de yatırımların yüzde 65’i Ayvacık’ta yoğunlaşırken, İstanbul’da Şile, Fatih, Beyoğlu, Sarıyer ve Arnavutköy öne çıkan bölgeler oldu.
Sektör temsilcileri, özellikle Muğla’daki yoğunlaşmanın uzun vadede ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor. Alternatif turizm türlerinin geliştirilmemesi ve sezonun uzatılamaması halinde, bölgenin “yığın turizmi” baskısı altında Antalya’ya benzer bir yapıya dönüşebileceği ifade ediliyor. Bu nedenle yatırım planlamasında dengeli büyüme ve pazar çeşitliliğinin öncelik haline getirilmesi gerektiği vurgulanıyor.






