Kültür ve Turizm Bakanlığı, turizm sektöründe veri akışını hızlandırmak ve standartlaştırmak amacıyla “Merkezi Turizm Veri Tabanı” projesi kapsamında yeni bir düzenlemeyi hayata geçiriyor. 2026/1 sayılı genelge ile Konaklama tesisleri ve yazılım sağlayıcılarına yönelik önemli teknik yükümlülükler getirildi.
Genelgeye göre, Türkiye’deki tüm konaklama tesislerinin veri entegrasyon süreçlerini Bakanlık tarafından hazırlanan Web Servis (API) altyapısı üzerinden gerçekleştirmesi zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda, tesislerin kullandığı otel yönetim sistemleri (PMS/CMS) ile Bakanlık sistemleri arasında güvenli ve kesintisiz veri aktarımı sağlanması hedefleniyor.
Bakanlık, entegrasyon için gerekli teknik dokümantasyon ve API bilgilerini https://goget.tga.gov.tr adresi üzerinden erişime açtı. Yazılım üreticileri ve tesis işletmecilerinin, sistem uyumluluğu için gerekli geliştirmeleri bu dokümanlar doğrultusunda yapmaları gerekiyor.
Genelgede ayrıca, veri paylaşımının aylık veya günlük periyotlarla düzenli olarak iletilmesi ve sistemin güncel tutulması gerektiği vurgulanıyor. Tüm konaklama tesislerinin, teknik entegrasyon çalışmalarını en geç 15 Mayıs 2026 tarihine kadar tamamlaması isteniyor.
Bakanlık, düzenlemenin temel amacının turizm verilerinin daha sağlıklı analiz edilmesi, planlama süreçlerinin güçlendirilmesi ve sektör genelinde dijital dönüşümün hızlandırılması olduğunu belirtti.











Turizm sektörü artık dayanma sınırına geldi. 40 Euro’ya oda satıyoruz; bunun içinden KDV, acente komisyonu, %2 turizm katkı payı, yüksek vergiler ve işletme giderleri çıkıyor. Kahvaltı maliyetleri, personel giderleri, enerji fiyatları derken elde ka*** gelir her geçen gün azalıyor. İspanya daha yüksek harcama yapan turist çekerken, biz düşük bütçeli turiste yönelmek zorunda kalıyoruz. Düşük gelir bırakıp işletmeye daha fazla yük oluşturan misafir profiliyle çalışmak sektörü ayrıca yıpratıyor. Bir tarafta ağır vergiler, diğer tarafta sürekli artan bürokratik işlemler ve yeni genelgeler… Otellerden sürekli yeni teknik entegrasyonlar, veri paylaşımları ve ek prosedürler isteniyor. Turizmci artık misafir ağırlamaktan çok evrak ve sistem yüküyle uğraşıyor. Kiralık otel işleten birçok işletmeci kapısına kilit vurma noktasına geldi. Kendi mülkünde faaliyet gösteren otelciler bile ayakta kalma mücadelesi veriyor. Tekstil sektöründe yaşanan kayıpların benzeri turizmde yaşanmadan acil önlem alınmalı.
Baskılı kur politikası turizm sektörünü bitme noktasına getirdi. 40 Euro’ya oda satıyoruz. Bunun içinde; KDV, acente komisyonu, %2 turizm katkı payı, yüksek vergi yükü var. Gelirin büyük kısmı daha baştan gidiyor. Üstüne kahvaltı maliyetleri, personel giderleri, enerji ve işletme masrafları eklenince turizmcinin ayakta kalması her geçen gün daha da zorlaşıyor. İspanya daha yüksek harcama yapan ve kurallara uyum sağlayan turist çekebilirken, biz düşük bütçeli turiste yönelmek zorunda kalıyoruz. Düşük gelir bırakıp işletmeye daha fazla yük oluşturan misafir profiliyle çalışmak sektör için ayrı bir yıpranma sebebi oluyor. Bir yandan ağır vergiler, diğer yandan bitmeyen bürokratik süreçler ve denetim baskısı işletmelerin yükünü daha da artırıyor. Turizmci artık sadece misafir ağırlamakla değil, ayakta kalabilmek için sürekli mücadele etmek zorunda kalıyor. Kiralık otel işleten birçok işletmeci artan maliyetler nedeniyle kapısına kilit vurmak zorunda kalıyor. Kendi mülkünde faaliyet gösteren otelciler bile ayakta kalabilmek için büyük bir mücadele veriyor. Tekstil sektöründe yaşanan kayıpların benzeri turizmde de yaşanmadan acil önlem alınmalı. Turizm sadece otelcinin değil; restoranın, esnafın, ulaşımın ve ülke ekonomisinin can damarıdır. Sektör daha fazla yük kaldırabilecek durumda değil.