Hava-İş Sendikası Başkanı Atilay Ayçin, sendika binasında basın toplantısı düzenlemesinin ardından çok sayıda sendika üyesinin katılımıyla THY Genel Müdürlük Binasına giderek alınan grev kararını astı. Hava-İş Sendikası'ndan konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle: ''THY 24. Dönem toplu iş sözleşmesinde THY Yönetiminin açık uzlaşmaz tutumu nedeni ile sendikamız bu işletmede 14 bine yakın üyesi adına bugün grev kararı alıyor. Ülkemizde belkide eşi görülmemiş biçimde 60 günlük görüşme süresi işverence daha 7. gününde kesildi. Sendika 107 Madde bulunan toplu iş sözleşmesinde sadece 23 madde de değişiklik önermişti. İşveren değişiklik önerilmeyen maddeleri de uyuşmazlığa sürükledi.
THY A.O. işletmesinde böylesi bir sert uyuşmazlık neden yaşanmaktadır? Sendika keyfi bir grev kararı mı almaktadır? Bu uyuşmazlığın temelinde THY'nin sendika ve toplu iş sözleşmesine yönelik sistemli bir saldırısı bulunmaktadır. Şirket yönetimi çalışanlara ve haklarına saygı göstermemektedir.
Yürürlükteki toplu iş sözleşmesi sürekli ihlal edilerek kural dışı mesai ve görevlendirmelere yönelik baskılarla uçuş emniyeti riske edilmektedir. (uçucu ekiplerin yurt dışı konaklama görevindeki dinlenme süresinin 36 saatten 24 saate düşürülmesi bunun en yakın örneğidir)
Hızlı büyüme ve eksik personelle yürütülen uçuş operasyonunda, personel giderek artan bir iş yükü ile yorgunluğa sürüklenerek yine uçuş emniyeti zaafı oluşturulmaktadır. (Kabin memurlarının minimum sayıda planlanması buna örnektir)
İşler düşük ücretli ve daha kötü koşullarda çalışan Part-Time personelle yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu iş barışını bozmaktadır.
Mevcut toplu iş sözleşmesindeki haklar sürekli ihlal ve tecavüze uğratılmakta, cezaya ve işten çıkarma tehditlerine dayanan keyfi bir yönetim tarzı personeli bıktırma noktasına sürüklemektedir. İşçiler tüm moral motivasyonunu yitirmiş halde çalışmaktadır. Düne kadar istifa eden kabin memurlarından ihbar öneli istenmezken istifa sayısı öyle artmıştır ki artık caydırıcı olsun diye kabin memurlarınden da ihbar öneli istenmektedir.
Sadece sağlığını korumak adına hastalandığında istirahat alan kabin memurları işten çıkarılmakta diğer kabin memurlarına korku salınmakta insanlar hasta hasta işe gitmeye zorlanmaktadır.
Ortaklık prosedürleri toplu iş sözleşmesi hükmüne rağmen kural dışı, hukuk dışı yollarla keyfice değiştirilmekte ve personelin kazanılmış hakları ortadan kaldırılmaktadır.
Hakem hastahaneler kabin memurlarını kendi iradesi dışında ücretsiz izne çıkarma yolu olarak kullanılmaktadır
Liyakat ve adaletle terfi işlemleri tamamen yok edilmiş kapsam dışı personel dâhil sadece yönetimdeki kişilere yakınlığa bağlı keyfi bir kariyer yükseltme uygulaması oluşturulmuştur.
Yeni alınan teknisyenin diğer firmalarda çalıştığı süreleri ortaklık kıdeminden sayan THY Yönetimi eski personelinin kıdem intibaklarını yapmamaktadır.
Sadece maliyet ve rekabet kaygısıyla vardiya sistemleri, çalışma sürelerini sürekli değiştirilmekte fazla mesai hakları eksik ödenmekte, yıllık izinler keyfice ortadan kaldırmakta, işçiler yıllık izinden işe çağrılmaktadır.
6 şar aylık, enflasyonun bile altında %3'lük yetersiz ücret artışları önerilmiş, THY'yi iki kat büyüten personelin katkısı hiçe sayılmıştır. Bu haksızlıkları daha da uzatabiliriz.
Tüm bu kötü uygulamalar işyerinde çalışma huzuru ve şirket aidiyetine önemli zararlar vermektedir. Ve asıl önemlisi iş huzuru barışı yok edilmektedir.
THY Yönetimi tüm kamuoyumuzun gözleri önünde bundan 1 yıl önce, tam 1 yıl geciktirilen toplu iş sözleşmesinde tam da grev kararı alınacağı sırada AKP milletvekillerinden havacılık işlerinde anti-demokratik grev yasağı talep etmiş ve bu isteği jet hızıyla yerine getirilmişti.
Ve bu anti demokratik yasağa hayır diyen barışçıl, demokratik bir eylem yapan THY işçilerinden 305 arkadaşımız hukuksuzca işinden edilmişti.
Bu dönem, sendikamızın öncülüğünde direnen işçilerin olağanüstü mücadelesi ve emek dostlarının destek süreci ile grev yasağı kaldırıldı, grev hakkımızı yeniden kazandık. Haksız ve hukuksuzca işten çıkarılan işçiler mahkemelerde bilirkişi raporlarının da belirlediği gibi suçsuz bulundu. Ekte Bilirkişi Raporunu örnek Mahkeme Kararlarını bulabilirsiniz
Yani grev yasağı kaldırıldı, işçilerin suçsuzluğu ispatlandı, ancak THY Yönetimi bu konudaki inadını sürdürüyor işçileri işe geri almıyor. En önemli başka bir uyuşmazlık noktası da bu. THY Yönetimi, grev yasağını getirmek suretiyle yarattığı 305 işçiye yönelik haksızlığın çözümüne yönelik adım atmadığı sürece uzlaşma imkânı sağlanması mümkün değildir.
THY Yönetim Kurulu Başkanı önce 'Mahkeme kararlarını uygulayacağım' dedi. İşe iadeler başladı, davalar işçilerin lehine sonuçlandı ancak sözünü tutmadı tüm davalar temyiz edildi. Şimdi 'bu bir fırsattır gelin iş barışını sağlayalım tüm bu sorunları bütünsel olarak çözelim' diyoruz ancak şirket yönetimi tek bir maddeyi bile tartışmıyor ve şirketi greve sürüklüyor.
Hava-İş sendikası grevi hiç bir zaman amaç edinmemiştir. Bugün kamuoyunu sendikanın durup duruken grev yaptığına inandırmak için olmadık yalanlara başvurulmaktadır.
THY A.O işletmesinde son grev 38 gün sürmüş ve 1991 yılında yapılmıştır. Yani 22 yıldır THY A.O'da grev yapılmamıştır. Ancak Hava-İş birçok toplu iş sözleşmesinde tecrübe, mücadele inancı ve işçilerin gücüne dayanarak önemli bir pazarlık farkı yaratmış ve THY işçilerinin haklarını geliştirmiştir. Sendikanın varoluş nedeni de bu değil midir?
Sendika 25 Mart 2013 tarihinde grev kararı alma hakkını kazandı, ancak 15 gün bekledi, işverene uzlaşma çağrısı yaptı ve yapılan görüşmede işçilerin işe geri dönüşü ile birlikte bütünsel bir çözüme varsanız sendika tekliflerinde adım atmaya hazırdır şeklinde açıkça görüş bildirildi. Ne oldu? THY Yönetimi yine görüşmelerden kaçtı ve uzlaşmazlığı sürdürdü.
Bunca iyiniyet THY yönetimince dikkate alınmıyorsa, sendikaya Anayasal demokratik bir hak olan grev hakkını kullanmaktan başka bir yol kalmamıştır.
Ancak görüyoruz ki THY Yönetimin bu uzlaşmaz tutumunun arkasında 'THY yalnız değildir ' şeklinde açık tehdit savuran Maliye Bakanı sayın Mehmet Şimşek var.
Hangi demokratik ülkede bir bakan, bir özel havayolu patronunun yanında, işçilerin haklarını tehdit eder pozisyonda tavır alabilir, alırsa da birgün sonra istifa etmek zorunda kalır.
Bu ne güzel demokrasi; hak arayan işçiye tehdit ve gözdağı. Sakın ola ki grev hakkımızı ertelemeye kalkmasınlar bu kez bunun altından kalkamazlar.
Grev yasağı nedeniyle AB ilerleme raporlarında ve İLO hukuk bürolarında sabıkalı duruma düşen ülkemizi daha fazla hırpalanmaya yol açaçak anti demokratik bir adım atılmasın.
Böylesi bir girişim özgür toplu pazarlık hakkının fiilen yok edilmesi anlamına gelir ki Anayasa referandumunda verilen demokrasi sözlerinin ne kadar boş olduğunu da ortaya çıkarır. Hükümet bu ayıbını temizleyemez.
Bu gün sadece grev kararımızı alıyoruz bu fiili grev anlamında değildir. Onun kararını biraz bekleyerek THY Yönetiminin atacağı adıma göre kararlaştıracağız.
Bir kez daha THY Yönetimini tartışma masasına dönmeye, sorunları topluca tartışıp topluca çözmeye davet ediyoruz. Tam da yaz sezonu ve turizm sezonu başlangıcında şirkete zarar verecek kaos ve maceraya, personeli strese sokacak uzlaşmaz tutumlarına son versinler.
Bu yönde adım atıldığında Hava-İş kamuoyu önünde yapıcı davranacağını çok açık bir şekilde beyan etmektedir. Saygılarımızla.''
THY A.O. işletmesinde böylesi bir sert uyuşmazlık neden yaşanmaktadır? Sendika keyfi bir grev kararı mı almaktadır? Bu uyuşmazlığın temelinde THY'nin sendika ve toplu iş sözleşmesine yönelik sistemli bir saldırısı bulunmaktadır. Şirket yönetimi çalışanlara ve haklarına saygı göstermemektedir.
Yürürlükteki toplu iş sözleşmesi sürekli ihlal edilerek kural dışı mesai ve görevlendirmelere yönelik baskılarla uçuş emniyeti riske edilmektedir. (uçucu ekiplerin yurt dışı konaklama görevindeki dinlenme süresinin 36 saatten 24 saate düşürülmesi bunun en yakın örneğidir)
Hızlı büyüme ve eksik personelle yürütülen uçuş operasyonunda, personel giderek artan bir iş yükü ile yorgunluğa sürüklenerek yine uçuş emniyeti zaafı oluşturulmaktadır. (Kabin memurlarının minimum sayıda planlanması buna örnektir)
İşler düşük ücretli ve daha kötü koşullarda çalışan Part-Time personelle yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu iş barışını bozmaktadır.
Mevcut toplu iş sözleşmesindeki haklar sürekli ihlal ve tecavüze uğratılmakta, cezaya ve işten çıkarma tehditlerine dayanan keyfi bir yönetim tarzı personeli bıktırma noktasına sürüklemektedir. İşçiler tüm moral motivasyonunu yitirmiş halde çalışmaktadır. Düne kadar istifa eden kabin memurlarından ihbar öneli istenmezken istifa sayısı öyle artmıştır ki artık caydırıcı olsun diye kabin memurlarınden da ihbar öneli istenmektedir.
Sadece sağlığını korumak adına hastalandığında istirahat alan kabin memurları işten çıkarılmakta diğer kabin memurlarına korku salınmakta insanlar hasta hasta işe gitmeye zorlanmaktadır.
Ortaklık prosedürleri toplu iş sözleşmesi hükmüne rağmen kural dışı, hukuk dışı yollarla keyfice değiştirilmekte ve personelin kazanılmış hakları ortadan kaldırılmaktadır.
Hakem hastahaneler kabin memurlarını kendi iradesi dışında ücretsiz izne çıkarma yolu olarak kullanılmaktadır
Liyakat ve adaletle terfi işlemleri tamamen yok edilmiş kapsam dışı personel dâhil sadece yönetimdeki kişilere yakınlığa bağlı keyfi bir kariyer yükseltme uygulaması oluşturulmuştur.
Yeni alınan teknisyenin diğer firmalarda çalıştığı süreleri ortaklık kıdeminden sayan THY Yönetimi eski personelinin kıdem intibaklarını yapmamaktadır.
Sadece maliyet ve rekabet kaygısıyla vardiya sistemleri, çalışma sürelerini sürekli değiştirilmekte fazla mesai hakları eksik ödenmekte, yıllık izinler keyfice ortadan kaldırmakta, işçiler yıllık izinden işe çağrılmaktadır.
6 şar aylık, enflasyonun bile altında %3'lük yetersiz ücret artışları önerilmiş, THY'yi iki kat büyüten personelin katkısı hiçe sayılmıştır. Bu haksızlıkları daha da uzatabiliriz.
Tüm bu kötü uygulamalar işyerinde çalışma huzuru ve şirket aidiyetine önemli zararlar vermektedir. Ve asıl önemlisi iş huzuru barışı yok edilmektedir.
THY Yönetimi tüm kamuoyumuzun gözleri önünde bundan 1 yıl önce, tam 1 yıl geciktirilen toplu iş sözleşmesinde tam da grev kararı alınacağı sırada AKP milletvekillerinden havacılık işlerinde anti-demokratik grev yasağı talep etmiş ve bu isteği jet hızıyla yerine getirilmişti.
Ve bu anti demokratik yasağa hayır diyen barışçıl, demokratik bir eylem yapan THY işçilerinden 305 arkadaşımız hukuksuzca işinden edilmişti.
Bu dönem, sendikamızın öncülüğünde direnen işçilerin olağanüstü mücadelesi ve emek dostlarının destek süreci ile grev yasağı kaldırıldı, grev hakkımızı yeniden kazandık. Haksız ve hukuksuzca işten çıkarılan işçiler mahkemelerde bilirkişi raporlarının da belirlediği gibi suçsuz bulundu. Ekte Bilirkişi Raporunu örnek Mahkeme Kararlarını bulabilirsiniz
Yani grev yasağı kaldırıldı, işçilerin suçsuzluğu ispatlandı, ancak THY Yönetimi bu konudaki inadını sürdürüyor işçileri işe geri almıyor. En önemli başka bir uyuşmazlık noktası da bu. THY Yönetimi, grev yasağını getirmek suretiyle yarattığı 305 işçiye yönelik haksızlığın çözümüne yönelik adım atmadığı sürece uzlaşma imkânı sağlanması mümkün değildir.
THY Yönetim Kurulu Başkanı önce 'Mahkeme kararlarını uygulayacağım' dedi. İşe iadeler başladı, davalar işçilerin lehine sonuçlandı ancak sözünü tutmadı tüm davalar temyiz edildi. Şimdi 'bu bir fırsattır gelin iş barışını sağlayalım tüm bu sorunları bütünsel olarak çözelim' diyoruz ancak şirket yönetimi tek bir maddeyi bile tartışmıyor ve şirketi greve sürüklüyor.
Hava-İş sendikası grevi hiç bir zaman amaç edinmemiştir. Bugün kamuoyunu sendikanın durup duruken grev yaptığına inandırmak için olmadık yalanlara başvurulmaktadır.
THY A.O işletmesinde son grev 38 gün sürmüş ve 1991 yılında yapılmıştır. Yani 22 yıldır THY A.O'da grev yapılmamıştır. Ancak Hava-İş birçok toplu iş sözleşmesinde tecrübe, mücadele inancı ve işçilerin gücüne dayanarak önemli bir pazarlık farkı yaratmış ve THY işçilerinin haklarını geliştirmiştir. Sendikanın varoluş nedeni de bu değil midir?
Sendika 25 Mart 2013 tarihinde grev kararı alma hakkını kazandı, ancak 15 gün bekledi, işverene uzlaşma çağrısı yaptı ve yapılan görüşmede işçilerin işe geri dönüşü ile birlikte bütünsel bir çözüme varsanız sendika tekliflerinde adım atmaya hazırdır şeklinde açıkça görüş bildirildi. Ne oldu? THY Yönetimi yine görüşmelerden kaçtı ve uzlaşmazlığı sürdürdü.
Bunca iyiniyet THY yönetimince dikkate alınmıyorsa, sendikaya Anayasal demokratik bir hak olan grev hakkını kullanmaktan başka bir yol kalmamıştır.
Ancak görüyoruz ki THY Yönetimin bu uzlaşmaz tutumunun arkasında 'THY yalnız değildir ' şeklinde açık tehdit savuran Maliye Bakanı sayın Mehmet Şimşek var.
Hangi demokratik ülkede bir bakan, bir özel havayolu patronunun yanında, işçilerin haklarını tehdit eder pozisyonda tavır alabilir, alırsa da birgün sonra istifa etmek zorunda kalır.
Bu ne güzel demokrasi; hak arayan işçiye tehdit ve gözdağı. Sakın ola ki grev hakkımızı ertelemeye kalkmasınlar bu kez bunun altından kalkamazlar.
Grev yasağı nedeniyle AB ilerleme raporlarında ve İLO hukuk bürolarında sabıkalı duruma düşen ülkemizi daha fazla hırpalanmaya yol açaçak anti demokratik bir adım atılmasın.
Böylesi bir girişim özgür toplu pazarlık hakkının fiilen yok edilmesi anlamına gelir ki Anayasa referandumunda verilen demokrasi sözlerinin ne kadar boş olduğunu da ortaya çıkarır. Hükümet bu ayıbını temizleyemez.
Bu gün sadece grev kararımızı alıyoruz bu fiili grev anlamında değildir. Onun kararını biraz bekleyerek THY Yönetiminin atacağı adıma göre kararlaştıracağız.
Bir kez daha THY Yönetimini tartışma masasına dönmeye, sorunları topluca tartışıp topluca çözmeye davet ediyoruz. Tam da yaz sezonu ve turizm sezonu başlangıcında şirkete zarar verecek kaos ve maceraya, personeli strese sokacak uzlaşmaz tutumlarına son versinler.
Bu yönde adım atıldığında Hava-İş kamuoyu önünde yapıcı davranacağını çok açık bir şekilde beyan etmektedir. Saygılarımızla.''







