'Bizim Kıbrıs'a gelişimiz planlayarak olmadı. Çok planlasaydık, çok düşünseydik, Kıbrıs'ın politik durumu nedeniyle başta hukukçularımız itiraz ederdi' diyen Besim Tibuk, Kuzey Kıbrıs'a yatırımlarının 1996'da başladığını, bugün 3 bin kişiye iş istihdamı sağlayan 400 milyon dolarlık yatırımları olduğunu anlattı.
İlk yatırıma başlamalarından bir iki yıl sonra satıp Kıbrıs'tan çıkmak istediklerini, yarı fiyat vermelerine rağmen satamadıklarını, bunun üzerine mecburen yatırımlara devam ettiklerini kaydeden Tibuk, şöyle konuştu:
'2002-2003 yıllarında da Türkiye'de büyük mali bir kriz oldu, o sırada paraya ihtiyacımız oldu, ikinci defa bu sefer bitmiş tesisleri satışa çıkardık, o zaman da zararına satmak istedik. Yine satamadık. Satamayınca, mecburen geliştirip karlı hale getirmek istiyorsunuz. Onun için ilave yatırımlar yapmaya başladık. Buraya girdikten sonra bir yatırımcının burada işi karlı hale getirmekten başka bir çaresi yok. Bugün duyuyorum, başka otel yatırımları da satmak istediler, doğru dürüst müşteri bulamadı.'
Kıbrıs'ın politik sorunu nedeniyle, bankların yatırımlara kredi vermediğini, yatırımcının ihtiyacı olduğu anda yatırımların nakde çevirebilmesi gerektiğini ifade eden Tibuk, 'Ben o konuda fazla risk görmüyorum, Kıbrıs'ta aldığımız bu yatırımlarımıza Rumlar el koyacak veya bilmem ne olacak gibi risk görmüyorum. Ama her şirkette, ihtiyacı olduğu zaman nakde çevirme imkanının olması lazım. O açıdan bu, Kıbrıs'taki yatırımların büyük sorunudur, yalnızca bizim değil. Her yatırımcının sorunu budur. Satamayınca, karlı hale getirmek için çabalayacaksınız' dedi.
SADECE ROYAL OTEL'İN YATIRIM DEĞERİ 150 MİLYON DOLAR
Son 10 yılda Kıbrıs'a çok gelip gitmeye başladığını ve Kıbrıs'ı daha çok sevdiğini, yaşamak için Kıbrıs'ın muhteşem bir yer olduğunu anlatan Tibuk, şöyle devam etti:
'İlave yatırımlar için İstanbul'daki yönetim kurulunu ikna ederek burası için kaynak aldım. Bu şekilde büyük yatırımımızı da yaptık. Royal Otel'in yatırım miktarı 150 milyon dolardır ve kredi imkanı da bulunmamıştır. Lefkoşa Merit'de de hiç bir kredi alamadık. Burada sadece turistik Bafra bölgesine yatırım yapanlara kredi veriliyor. Bafa bölgesinde de iki tesis var. Bu iki tesisin de durumunun iyi olmadığını duyuyorum. Orda arazi alan yatırımcıların hiç biri yatırım falan yapmıyorlar bekliyorlar. Şunu bekliyorlar; Rumlarla bir anlaşma olur, izolasyon kalkarsa, müşteri dünyanın her yerinden buradaki havaalanına gelebilirse yapacaklar. Onların bütün beklentisi o. Gayet büyük parça arazileri devletten almışlar: Bunların hepsi Türkiye'deki müteahhitler, işadamları veya Kıbrıslı işadamları. Bunlar arazileri ellerinde tutuyorlar. Devlete, yapacağız, edeceğiz, proje hazırlıyoruz...' deyip oyalıyorlar. Beklentileri çözüm. Çözüm olursa Türk müteahhitleri çok hızlı çalışır, kısa sürede bu otelleri yaparlar.'
BİZİ DAVET EDEN ÜLKELER VAR
'Kuzey Kıbrıs'a yaptığınız yatırımları, olumlu karşılayanlar olduğu gibi, sahillerimizi ele geçiriyor, tekelleşmeye gidiyor' gibi olumsuz karşılayanlar da var. Bu tür tepkileri nasıl karşılıyorsunuz?' sorusu üzerine, bu tip düşüncelere üzüldüğünü ve Kuzey Kıbrıs'taki yatırımlarını görüp de kendilerini davet eden yabancı devlet adamları olduğunu kaydeden Besim Tibuk, Kuzey Kıbrıs'ta yatırımcılara karşı olumsuz düşünen belli bir kesim olduğunu, bunların biraz dünyaya bakması gerektiğini söyledi.
Besim Tibuk, şöyle konuştu:
'Bize, burasını görüp de bizim ülkeye yatırım yapın' diyen bir çok insan var. Reha Arar Beyi Arnavutluk'a çağırdılar, orada yatırım istiyorlar. Karadağ Başbakanı buraya geldi, o ısrarla bizi istiyor. Bizim oraya gelin, istediğinizi vereyim' diyor. Onlar bütün imkanları döküyorlar, fakat Kıbrıslıların bir kesimi Kıbrıs'ı koruma' havasındalar. Yabancılardan Kıbrıs'ı koruyacaklar; biz burada Türkiye'nin emperyalist gücüyüz, burayı ele geçirmek için bir çok yatırım yapıyoruz' böyle düşünüyorlar. Bunların bu fikirlerini benim değiştirmem zor. Buna ancak gülünür, kimsenin yatırım yapmadığı yerde 3 bin kişi çalıştırıyoruz. Ne monopol almışız. Monopol sizin telefonunuzda var ve hiç birinizin sesi çıkmıyor. Telefonda ne kazıklanıyorlar .Buraya gelen yabancılar 2-3 telefon açıyor geri döndüklerinde bin liralık fatura ile karşılaşıyorlar veyahut da wifiyi açık unutuyorlar interneti açık unutuyorlar ve hiç konuşmuyorlar 2 günlük seyahatten sonra dönüyorlar kendi memleketlerinde kazık yiyorlar. Bunu ülkenin yöneticileri, bürokratları bildiği halde kılını kıpırdatmıyor. Monopol budur. Biz buraya dünyanın her yerinden bir çok yabancı müşteri getiriyoruz, bir sürü riske giriyoruz, özel uçaklar koyuyoruz. Onun için benim Kıbrıs bürokrasisine bunları anlatmam zor. Bunların, kafalarını bir taşa mı vuracaklar, dünyayı mı görecekler. Hiç televizyon seyretmiyorlar mı, Makedonya reklam yapıyor, bana yatırım yapın, 10 sene vergi yok, arazi bedava, yüzde 10 vergi, her türlü teşvik' bunları görmüyorlar mı. Kıbrıs'ta bunu söyleyenler dünyadan bu kadar mı kopuk. Halbuki Kıbrıslılar akıllı insanlar. Bir çok gazete televizyon var. Bu söylediğiniz soru beni çok rahatsız ediyor. Onun için elimde olsa, bugün de her şeyi satar çıkarım. Satamıyorsunuz. Satamayınca karlı hale getirmek için kapasiteyi artırmanız gerekiyor. Ondan sonra da bu tip konuşmalara muhatap oluyorsunuz, utanç verici bir durum, benim için utanç verici bir durum bu. Geçen yıl biz 20 milyon dolardan fazla devlete nakit vergi ödedik. Devletin kasasını nakit para girdi. Bizim üst düzey bir yöneticimiz bir vergi müdürü ile konuşurken müdür ne diyor biliyor musunuz, teşekkür edeceğine para kazanıyorsunuz ki yatırım yapıyorsunuz, para kazanmasaydınız yapmazdınız ki' diyor. Çok haklı! Çünkü Kıbrıs halkı altı damgalı dilekçe ile bizi buraya davet etmedi. Ben bu yatırımlarımı İstanbul'a yapsaydım 1 milyar dolar daha fazla değerimiz olurdu. Bir örnek vereyim; biz 1996'da Cyprus Garden'a 8.5 milyon dolar para verdik. O parayı vermek için Yakacık'ta bir arsa sattık. O arsanın bugünkü değeri 350 milyon dolar. Yani biz Cyprus Garden'i hiç almasaydık, ki bir sürü zarar ettik, her sene zarar ediyoruz, yeniliyoruz, yatırım yapıyoruz, her sene zarardayız, biz 8.5 milyon dolar için o arsayı sattık o parayı buraya yolladık, biz o arsayı satmasaydık bugün 350 milyon dolarlık arsamız orda duruyordu. Lefkoşa Merit'i yaparken paraya sıkıştık, 17.5 milyon dolara, Şişli'deki arazimizi erken satmak gerekti. Bir sene sonra o arazi 65 milyon dolara satıldı. Biz buraya gelerek, ben aslında, şirketin kaynaklarını yanlış değerlendirdim. Bunlar parayla oluyor. Bu paraları Türkiye'de başka yerlere yatırsaydım holding çok daha karlı olurdu. Buna rağmen, yalnız bir kesimde değil, Kıbrıs'ın çoğunluğu aleyhimize düşünüyor.'
GECE KULÜPLERİ KIBRIS'IN İHTİYACI
'Ülkede son günlerde sıkça tartışılan konulardan biri de gece kulüpleri. 39 tane kulübü faaliyette bulunuyor. Gece kulüpleri konusundaki düşünceniz nedir?' sorusuna karşılık, konuyu çok bilmediğini, bilenlerden dinlediği kadarıyla, buraların iyi denetlendiğini belirtti.
Tibuk, şunları söyledi:
'Gece kulüpleri zannediyorum Kıbrıs'ın ihtiyacı, özel durumu var Kıbrıs'ın; askeriyenin, talebelerin burada olması. İyi denetlenen müesseseler olarak görüyorum. Onun aleyhindeki yazılar popülist yazılardır, dünyadan haberi olmayan insanların yazıları. Bu ihtiyaç. İnsan vücudu nasıl terliyor, terlediğin zaman ne yapıyorsun, yıkanıyorsun veya deodorant sürüyorsun, onun için gece kulüpleri konusundaki yayınları yanlış buluyorum. Dünyanın hiçbir ülkesi Kuzey Kıbrıs kadar bunu kontrol altında tutamıyor. Ne Fransa, ne İsviçre hiçbir ülkede buradaki kadar sıkı bir denetim yok. Ama bildiğim bir konu değil.'
Besim Tibuk, 'Türkiye'den gelecek suyun yönetimi konusunda yoğun tartışmalar yaşanıyor. Hükümete de, su konusunda hazırlıklarını tamamlamadığı eleştirileri yapılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuyla ilgili olarak da, 'Tamamlamaz, Kıbrıs'ın hükümetinin ve bürokrasisinin iş yapma diye bir derdi yoktur. Son demeçlerini gördüm; İktidar Partisinin Genel Sekreteri, su niye geldi, su geldi ama niye geldi' diyor. Susuz bir ülkeye su geliyor ve böyle bir havadalar. Ben buna üzülüyorum. Hem içme hem sulama suyu Kıbrıs'ın çok büyük ihtiyacı' ifadesini kullandı.
LEDRA PALACE OTELİ ALACAK MI?
Besim Tibuk, ekonomik krizden olumsuz etkilenen Rum Kilisesi'nin casino yapmak için satışa çıkardığı Lefkoşa ara bölgedeki Ledra Place Otel'i alıp almayacağı yönündeki bir soru üzerine, almayı hiçbir şekilde düşünmediğini ifade ederek, '2008 krizinden beri, bize, Yunanistan'dan bir sürü bedava otel teklifi geldi. Mesela, 20 milyon dolarlık oteli 3 milyon veya 5'e satıyor. Hepsini reddettim. Sebebi, Yunanistan'a böyle bir yatırım yaparsam, önce ilk yatırımı yaparken, oteli yenilerken, para harcarken çok nazik davranacak. Otel çalışmaya başlayınca, bizi zarara sokmak için her türlü adiliği yaparlar. Türkiye'den geldi, otelimizi bedava kapattı' diyecekler. Onun için Yunanistan'a, hele Güney Kıbrıs'a yatırım yapmam' dedi.
'Ledra Palace Lefkoşa ara bölgede bulunuyor' ifadesi üzerine ise Tibuk, 'Ara bölgeye de yatırım yapmam' diye vurguladı.
GÜNEY KIBRIS'TA CASİNO AÇILMASI BİZİM İŞİMİZE YARAR
Güney Kıbrıs'ta casino açılması için çalışmalar yapıldığını,5 yıldır casino işinin konuşulduğunu ama ne yapmaya karar vermediklerini kaydeden Tibuk, Güney Kıbrıs'ta açılacak casinonun Kuzey Kıbrıs'taki casinolarının işine yaratacağını söyledi.
Tibuk, şözlerini şöyle sürdürdü:
'Güneyde casino açılırsa bizim için iyi olur. Çünkü Güney'e gelen insanlar, onlar bizim kadar hizmet vermezler, bizim işimiz artar. Kimsenin bilmediği bir olay var; casino işletmeciliğinde Kuzey Kıbrıs'taki kalite hiçbir yerde yoktur, dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Sebebi de rekabettir. Burada çok büyük rekabet olduğu için müşteriye hizmet çok üst düzeydedir. İkincisi burada hiçbir şekilde mafya falan yoktur, Kıbrıs'ta herkes birbirini tanıyor. Ama Kıbrıslı bir kesim bundan utanıyor, o ayrı mesele, o kafası basmadığı için, halbuki bu iftihar edilecek bir şeydir. Buraya gelenlerin hepsi neden bize, bize gelin yatırım yapın' diyorlar. Oteli gazinoyu geziyorlar, bize gelin' diyorlar. Biz Lasvegas'dan ileriyiz. Ama Güney'de casino açılırsa pazarlamasını yapacaklar, oraya gelen bir defa Kuzey'e gelince aradaki farkı görecek. Yani Güney bizim için pazarlama aracı olacak, bizim işimiz artar. Ben onun için diyorum, keşke bir an önce Güney'de açılır. Bizim işimiz artar, karımız artar.'
ULAŞIM ENGELİ
Türkiye, KKTC, Rum kesimi ve Yunanistan'dan sanayi ticaret odalarının Ortak faaliyetlerde bulunmasını olumlu bulan Tibuk, 'Bu çalışmalar faydalı ama bir şey çıkacağını zannetmiyorum. Rum tarafı muhakkak engeller. Rumlar, Kuzey'i boğmak için her türlü ahlaksızlığı, terbiyesizliği yapıyor' dedi.
Tibuk, Kuzey Kıbrıs'ın büyük sorunlarından birinin ulaşım olduğunu ve bunu 11 yıldır sürekli dile getirmelerine rağmen, KKTC yetkililerinin bu konuda etkili bir girişim yapmadığını ve Türk Hava Yolları'ndan (THY) faydanılamamasını eleştirdi.
Otel dışında, enerji ve su alanında yatırım yapma düşünce olup olmadığı sorusuna Tibuk, 'Suyun özelleştirilmesine biz girmeyiz, o bizim işimiz değil. Biz kendi ihtiyacımızı denizden karşılıyoruz. Eğer devletin veya belediyenin vereceği su daha pahalı ise biz gene denizden devam ederiz. Etrafı yeşillendirmek için arıtma suyu kullanıyoruz, bizim bundan sonra Kıbrıs'ta artık her hangi bir yatırımımız olmaz. Çünkü şunu kabul etmek lazım, başta bürokrasi, bize düşmandır, bütün işyerlerine düşmandır' dedi.
HER TÜRLÜ REKLAM İYİDİR
Besim Tibuk, Kuzey Kıbrıs'ın tanıtımı için Fashion TV ile anlaşmaya gidilmesini, 'Her türlü reklam iyidir' sözleriyle değerlendirerek, 'Neye karşı anlaşıldığını bilmediğim için bir şey söyleyemem. Ama hiç para vermeden anlaşmışsa iyi bir şey. Fashion Tv'yi de seyredenler var Kıbrıs adının geçmesi faydalı' dedi.
Kendi otellerinin reklamını yaparken mutlaka Girne'nin de reklamının yapıldığını ifade eden Tibuk, 'Biz aynı anda hem kendi reklamımızı hem Girne'nin reklamını yapıyoruz. Bunu otelimiz için yapıyoruz ama Girne bu reklamdan müthiş istifade ediyor. Bu tip reklamların hepsi faydalıdır' diye konuştu.
MEDYA YATIRIMLARI
Medya alandaki yatırımları Reşat Akar'ın yönettiğini ve tek sorumlunun o olduğunu ifade eden Tibuk, ' Bir kısmını ben finanse ediyorum. Bir kısmını şirket finanse ediyor. Ama bütün yönetim, yetki Reşat Bey'dedir. Bizden Reşat Bey'e hiç bir şey gitmez. Yani şu haberi koy, şu şöyle olsun hiçbir şey gitmez. Tamamen Kıbrıs'ın bir medyasıdır bu' dedi.
Uzun vadeli düşündükleri için bu işe girdiklerini ve 3 yıl zarar planladıklarını, televizyonun İstanbul'da stütyo olacağını anlatan, Tibuk şunları kaydetti:
'Bu işe girmek diye bir düşüncemiz yoktu. Yalnız, Reşat Bey bu otele tatile gelmişti, böyle bir hevesi heyecanı var, onu anlatınca benim hoşuma gitti. Ben heyecanlı, müteşebbis insanları severim. Ne tutar, ne yapılır dedim, bir hesap çıkardı. Tabi önce holdingtekiler itiraz etti. Yani holding hiç bir zaman zararına iş yapmak istemez. Bunun üzerine zararın yarısını ben karşılayacağımı söyledim. Zararın yarısı benim cebimden gidiyor. Holdingkteki arkadaşları zar zor ikana ettik. Zaten holdingtekiler, her toplantıda bana, nedir bu senin Kıbrıs'tan çektiğimiz' diye konuşmaya başlıyorlar; işte, şunu yapsaydık daha karlı olurdu, sen Kıbrıs'a şu kadar para yatırdın bizi batırdın', her seferinde böyle yapıyorlar. Patron olduğum için tabi fazla ileri gidemiyorlar ama her toplantıda Kıbrıs yatırımları masaya yatırılır. Dedim, boş verin yarısını da ben vereyim dedim. Benim şirketten ufak bir gelirim var, temettü, hem de maaş olarak. Strese girmesin diye 3 sene verdim. Bu sektör zor bir sektördür, ikincisi reklam geliri açısında Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik gücü çok zayıftır. Ekonomi çok durgun, reklamla yakından alakalı, adam para kazanacak ki sana reklam versin. Onun için 3 senelik bir süreç verdim. 3 sene içinde belki gazetenin zararı azalır.'(Züleyha Karaman/Halkın Sesi)





