KEMİAD Başkanı Ali Nail Kılıç, son yıllarda gelişigüzel verilen maden arama ruhsatları ile HES projelerinin turizmi olumsuz etkilediğini bildirdi. Kılıç yaptığı yazılı açıklamada Antalya ve ilçelerinde Milli Parklar, ormanlar, tarihi ve doğa güzellikleriyle dünyaca ünlü koylar ile derelerde yapılacak otel, maden arama ve HES projelerinin turizmi olumsuz etkilediğini kaydetti. Kemer bölgesinde Milli Parklar, ormanlar, koylar ve derelerde son dönemlerde yaşanan tahribatların telafisi imkansız zararlara yol açtığını anlatan Kılıç, açıklamasında şunlara yer verdi. '1970'li yıllarda Antalya'nın sahip olduğu doğal, kültürel değerleri, biyolojik çeşitlilik, fauna, endemik bitki çeşitliliği, arkeolojik ve rekreasyonel zenginliğin korunması amacıyla 5 adet milli park alanı kabul edilmiş ve son yıllara kadar korunarak Antalya'nın göz bebekleri olmuştur. Ancak son yıllarda dünyada her geçen gün önemi artan Milli parklar ve ormanlarımızda ortaya çıkan tahribatlar gerek doğal yaşamı gerekse sürdürülebilir ve alternatif turizm konusunda telafisi imkansız sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu tahribatlardan etkilenen yerlerin başında da Beydağları milli parkı içinde bulunan sadece Antalya değil Türk turizminin de incisi sayılan Kemer gelmektedir. Kemer'de pervasızca yaşanan tahribatlar, neredeyse şehir merkezinde bulunan Çalış Tepe'ye taş ve mermer ocağı izni verilmesiyle başlamıştır. Adeta yersi z bir şaka gibi verilen bu izine pek tabii ki Kemerliler ve turizmcilerin tepkisi oldukça sert olmuş, şimdilik sorun ortadan kalkmış gibi görünmektedir.'' YENİ OTEL PROJELERİ
Kemer bölgesinin tek ve yetersiz kalmakta olan ve yılın yedi ayı su bile akmayan su kaynağı Ağva deresine HES'ler yapılmasının gündemde olduğunu ifade eden Kılıç, şöyle devam etti. 'Bunlarla paralel yaşanan diğer bir sorun ise Kemer'in ve çevre bölgelerde yaşayanların tek piknik ve kamp ve çadır alanı olan Kındılçeşme'ye otel yapılması her türlü yasal uygunsuzluğa rağmen devam etmiş ancak Danıştay kararıyla tekrar kamp ve piknik alanı olması kararı verilmiş ve halka açılması beklenmektedir. Milli parklarda yaşanan tahribat ve istismarlar pek tabii ki sadece Kemer'le sınırlı değil. Gün geçmiyor ki eşsiz doğal, kültürel, arkeolojik değerlere sahip milli parklarımızla ilgili HES, taş ve mermer ocağı gibi bölge gerçeklerine uygun olmayan faaliyetlerin yarattığı sorunlar tartışılmasın. Gün geçmesin ki elde kalan birkaç koyla ilgili otel projeleri tartışılmasın. Alacasu, Kleopatra gibi koylara otel izni verilmesi turizm çeşitliliğinin bitirilmesi anlamına gelir. Yat, dalış ve mavi yolculuk gibi alternatif turizm çeşitliliğin bölgemizde bitmesi anlamına gelecek olan bu koylara otel yapımı projesi yaşayan halk için de yaşam alanlarına tecavüz manası taşımaktadır.'' Coğrafya olarak alternatif turizm için olağanüstü zenginliklere sahip Kemer bölgesinde her yere otel yapma düşüncesinin artık tahammül sınırlarını aştığını vurgulayan KEMİAD Başkanı Ali Nail Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü. 'Mevcut otellerin 6 ay kapalı olduğu bölgede tek tip otel merkezli turizm yapma anlayışının duvara tosladığı bir süreçte kalan birkaç koya, mesire alanına otel yapma düşüncesi hiç bir şekilde izah edilemez. Tırmanma, gezinti, kuş gözlemleme, kampçılık, karavan, dağcılık, kaya tırmanışı, yaban hayatı fotoğrafçılığı, doğa yürüyüşü, bisiklet, bitki ve hayvan fotoğrafçılığı, yürüyüş, yamaç paraşütü, at binme ,Endure, köy turizmi, jeep safari, dünyanın en önemli parkurlarından Likya yolu yürüyüşü gibi sayısız alternatifler yerine bölgenin tek tip-otel merkezli bir turizm anlayışına sürüklenmesi ve bu otellerinde 6 ay kapalı ve atıl bir şekilde kalmasının hiçbir izahı yoktur.'' ANTALYA'DAKİ OTEL SAYISI TURİZM DEVİ İSPANYA'DAN FAZLA Sadece Antalya'daki büyük otel sayısının dünya turizm devi İspanya'nın toplamından fazla olduğunu vurgulayan Kılıç, açıklamasında şunlara yer verdi. 'Antalya'daki otel sayısı gerçeği ve ortaya çıkan verimsiz sonuçlar ortadayken turizmin sadece otelcilik olduğu algısı ile hareket etme düşüncesinden bir an önce kurtulmalı ,yılın 300 günü güneşli bölgemizde doğal zenginliklerimizi rasyonel kullanarak turizm çeşitliliğimizi geliştirmeliyiz. Son yıllarda içine düşülen Milli park sınırlarımız ve düşüncesinin tahribatı, 6 ay su bulunmayan derelerimize HES projeleri , turizm ve tarımla geçinen bölge coğrafyamızı terörize eden, 5 bin adet ruhsat verilen taş ocağı ve mermer ocağı katliamı ve kalan birkaç koya otel yapma zihniyeti terk edilerek Antalya'nın geleceği olan turizm ve tarımda verimli ve sürdürülebilir düşünceler hayata geçirilmelidir.''
Kemer bölgesinin tek ve yetersiz kalmakta olan ve yılın yedi ayı su bile akmayan su kaynağı Ağva deresine HES'ler yapılmasının gündemde olduğunu ifade eden Kılıç, şöyle devam etti. 'Bunlarla paralel yaşanan diğer bir sorun ise Kemer'in ve çevre bölgelerde yaşayanların tek piknik ve kamp ve çadır alanı olan Kındılçeşme'ye otel yapılması her türlü yasal uygunsuzluğa rağmen devam etmiş ancak Danıştay kararıyla tekrar kamp ve piknik alanı olması kararı verilmiş ve halka açılması beklenmektedir. Milli parklarda yaşanan tahribat ve istismarlar pek tabii ki sadece Kemer'le sınırlı değil. Gün geçmiyor ki eşsiz doğal, kültürel, arkeolojik değerlere sahip milli parklarımızla ilgili HES, taş ve mermer ocağı gibi bölge gerçeklerine uygun olmayan faaliyetlerin yarattığı sorunlar tartışılmasın. Gün geçmesin ki elde kalan birkaç koyla ilgili otel projeleri tartışılmasın. Alacasu, Kleopatra gibi koylara otel izni verilmesi turizm çeşitliliğinin bitirilmesi anlamına gelir. Yat, dalış ve mavi yolculuk gibi alternatif turizm çeşitliliğin bölgemizde bitmesi anlamına gelecek olan bu koylara otel yapımı projesi yaşayan halk için de yaşam alanlarına tecavüz manası taşımaktadır.'' Coğrafya olarak alternatif turizm için olağanüstü zenginliklere sahip Kemer bölgesinde her yere otel yapma düşüncesinin artık tahammül sınırlarını aştığını vurgulayan KEMİAD Başkanı Ali Nail Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü. 'Mevcut otellerin 6 ay kapalı olduğu bölgede tek tip otel merkezli turizm yapma anlayışının duvara tosladığı bir süreçte kalan birkaç koya, mesire alanına otel yapma düşüncesi hiç bir şekilde izah edilemez. Tırmanma, gezinti, kuş gözlemleme, kampçılık, karavan, dağcılık, kaya tırmanışı, yaban hayatı fotoğrafçılığı, doğa yürüyüşü, bisiklet, bitki ve hayvan fotoğrafçılığı, yürüyüş, yamaç paraşütü, at binme ,Endure, köy turizmi, jeep safari, dünyanın en önemli parkurlarından Likya yolu yürüyüşü gibi sayısız alternatifler yerine bölgenin tek tip-otel merkezli bir turizm anlayışına sürüklenmesi ve bu otellerinde 6 ay kapalı ve atıl bir şekilde kalmasının hiçbir izahı yoktur.'' ANTALYA'DAKİ OTEL SAYISI TURİZM DEVİ İSPANYA'DAN FAZLA Sadece Antalya'daki büyük otel sayısının dünya turizm devi İspanya'nın toplamından fazla olduğunu vurgulayan Kılıç, açıklamasında şunlara yer verdi. 'Antalya'daki otel sayısı gerçeği ve ortaya çıkan verimsiz sonuçlar ortadayken turizmin sadece otelcilik olduğu algısı ile hareket etme düşüncesinden bir an önce kurtulmalı ,yılın 300 günü güneşli bölgemizde doğal zenginliklerimizi rasyonel kullanarak turizm çeşitliliğimizi geliştirmeliyiz. Son yıllarda içine düşülen Milli park sınırlarımız ve düşüncesinin tahribatı, 6 ay su bulunmayan derelerimize HES projeleri , turizm ve tarımla geçinen bölge coğrafyamızı terörize eden, 5 bin adet ruhsat verilen taş ocağı ve mermer ocağı katliamı ve kalan birkaç koya otel yapma zihniyeti terk edilerek Antalya'nın geleceği olan turizm ve tarımda verimli ve sürdürülebilir düşünceler hayata geçirilmelidir.''






