Turizm sektörü temsilcilerinin bir araya geldiği toplantıda TYD ile Denizbank arasında, turizm yatırımlarının desteklenmesi konusunda bir protokol imzalandı.
Toplantıda konuşan Bakan Ömer Çelik, imzalanan protokolün, uluslararası bir bankanın Türkiye'nin geleceğine olan güvenini gösterdiğini belirtti.
Protokolün hem Denizbank, hem de TYD'nin vizyonunu gösterdiğini ifade eden Bakan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Demokrasimiz Bütün Krizlerden Güçlenerek Çıktı
Türkiye'de neredeyse iki senede bir ciddi krizlerle karşılaştık. Demokrasimiz her zaman birtakım meydan okumalara cevaplar vererek, kendisini geliştirerek yolunda ilerledi.
Zannediyorum bir iki gün içinde benim bakanlığımın birinci yılı dolmuş olacak. Belki de bugündür. Bu bir yıl içerisinde birden çok kriz adeta gökten sağanak gibi yağdı.
Bütün bu krizlerde demokrasimiz, iç bünyemiz yeniden test edildi. Türkiye bunlara kendi iç dinamikleriyle, kendi vizyonuyla güçlü cevaplar verdi. Her birinden daha da güçlenerek, vizyonumuzu daha da ileriye götürerek çıktık.
Her seferinde arkadaşlarımızla konuştuğumuzda şunu söyledim: Kriz yönetiminin birinci esası, krize muhatap olanların, bu krizi satın alıp almadığıdır.
Dolayısıyla eğer turizm sektörü başta olmak üzere, siyasi türbülanslardan doğrudan etkilenen sektörler bu krizler karşısında kendi stratejilerini doğru kurarlarsa, krizi satın almak yerine krizi yönetmeyi tercih ederlerse, kriz psikolojisi yerine daha vizyon odaklı bakarlarsa muhakkak suretle buradan kazançlı çıkarlar.
Nitekim karşılaştığımız bazı olaylarda rakiplerimiz bunu Türkiye'nin aleyhine kullanmak istediklerinde her zaman doğru bir stratejiyle ivmemizi arttırarak çıktık.
Şimdi arkadaşlarımızda tekrar söylediler, erken rezervasyondaki gelinen nokta, şuan itibariyle turizm tarihimiz açısından bir ilki oluşturuyor.
Zaten bu başlı başına bir yıl içerisinde çıkan krizlerin, demokrasimizin test edildiği durumların doğru bir şekilde yönetildiğini gösteriyor.
Burada imzalanan bu mutabakatla çok güçlü bir mesaj verilmiş oluyor. Uluslararası bir banka Türkiye'nin geleceğine, Türkiye'nin vizyonuna olan güvenini ifade etmiş oluyor.
Turizm Yatırımcıları Derneği de çok güçlü bir vizyon koyarak, sektör içerisinde kendisinin de stratejileri açısından çok uygun bir zemini bir bankayla yaratmış oluyor. Bu umarım diğer bankalar için de örnek olur. Turizm sektörünün dışındaki diğer sektörler de bu stratejileri geliştirme konusunda daha ciddi çalışmalar yaparlar.
Türkiye'nin Şampiyonlar Liginde Olması TYD'yi Daha da Önemli Kılıyor
Bakanlık olarak Turizm Yatırımcıları Derneği ile iyi bir işbirliğimiz var. Aramızda çok iyi bir sinerji var. Bakanlık olarak en iyi işbirliği yaptığımız kuruluşlardan bir tanesi.
Gelinen noktada, dün Başbakanımız Belçika'da da açıkladı, Türkiye algısının yönetilmesinde turizmle ilgili rakamların ortaya konulması başlı başına Türkiye'nin geldiği konumu göstermesi bakımından çok önemlidir. Bu rakamlarla birlikte muhataplarımızla konuştuğumuzda Türkiye algısının yönetilmesi bakımından da çok somut bir çerçeveyi ortaya koymuş oluyoruz.
Birden çok alanda turizm sektörünün kendi içerisinde çeşitlenmesi ve şampiyonlar liginde oynamamız konaklamadan, yat limanına, turist taşımacılığından tur operatörlüğüne, alışveriş ve eğlence merkezinden spor tesislerine kadar turizmin muhtelif alanlarında yatırımcı ve işletmecileri bünyesinde barındıran bu kurumumuzu, Turizm Yatırımcıları Derneği'ni bizim için daha önemli kılıyor.
Ulaşmış olduğu 285 bin yatak, 43 bin uçak koltuğu, 11 bin marina yat kapasitesi ve yaklaşık 400 bin kişilik istihdamıyla ciddi bir ekonomik potansiyelle karşı karşıyayız. Bu vesileyle bir kere daha ifade etmek isterim; önümüzdeki dönemde daha yaratıcı stratejileri beraber gerçekleştireceğiz.
Türkiye Artık Strateji Kopyalayan Bir Ülke Değil
Konjonktürel endişelerden uzak, siyasi türbülanslar karşısında pasifist davranmayan bir kriz yönetimi uygulamayı bütün paydaşlarımızla birlikte sürekli olarak hayata geçirmeye çalışıyoruz. Zaten son 11 yılda başladığımız yerle gelinen nokta arasındaki çarpıcı fark bunun başlı başına bir başarı hikâyesi olduğunu gösteriyor.
Bugün şampiyonlar liginde oynayan Türkiye, artık başkalarından strateji kopyalamak yerine, stratejisi merak edilen bir ülke haline gelmiştir. Bunda tabii ki turizm sektörünün kendi kişisel başarısının, sektörün dinamik yapısının ortaya koyduğu başarı hikâyesinin çok büyük bir önemi var.
Ama bugünün dünyasında gerek algı yönetimi açısından, gerek marka yönetimi açısından hiçbir sektörü hiç kimse kendi içerisinde başlı başına bir değerlendirmeye tabi tutmuyor. Her sektör diğerleriyle bağlantılı olarak ve ülkenin genel imajı içerisinde bir yere oturtuluyor.
Bu sebeple Türkiye'nin ekonomik performansı, demokratikleşme iradesi, dış politikasının yükselen kapasitesi bütün sektörleri kucaklayan onları çerçeveleyen, onlara vizyon veren, onların marka değerini yükselten birtakım sonuçlar doğuruyor.
Bugün rakamlar açısından baktığımızda geçtiğimiz yılın ilk dokuz ayında Türkiye turizm gelirlerinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,4 oranında bir artış yakaladı. 24,5 milyar dolar gelir elde edildi. Bu konudaki yılsonu rakamları ile bu ayın sonunda TÜİK tarafından açıklanacak olan rakamlarda çarpıcı sonuçlara varacağımızı gösteriyor.
Bakanlığımız belgeli konaklama sayısı dört bini, yatak sayısı ise bir milyonu aşmış bulunakta. Bu rakamlara belediye belgeli tesislerin sayısı eklendiğinde ülkemizdeki toplam yatak sayısı 1,5 milyon seviyesine ulaşmış bulunmaktadır.
Sürdürülebilirlik Konusuna Önem Veriyoruz
Bu yıl içerisinde özel önem verdiğimiz stratejiler oldu. Sürdürülebilirlik konusuna çok önem verdik. Turizm kapasitemizi arttırmamız önemli ama sürdürülebilirlik en az bunun kadar önemli bizim için. Bu bağlamda çevreyi korumaya yönelik proje ve uygulamalara olan desteğimiz bu yıl bir önceki yıla göre yüzde 32 arttı.
Çevreye duyarlı olma meselesini klasik bağlamda kullanmıyoruz. Turizmin sadece çevreden, çevrenin imkanlarından faydalanan, çevrenin imkanlarını ekonomik getiriye dönüştüren bir sektör olmasının ötesinde, çevreci bir sektör olarak da yapılandırılması konusunda son derece hassasız.
Özellikle şunu belirtmek isterim ki turizmin ilk gelişme yıllarında bu stratejilere yeterince dikkat edilmemesi birtakım destinasyonları bugün maalesef ciddi sıkıntılarla karşı karşıya bırakmıştır.
Ülkemizden elde ettiğimiz sonuçlar konusunda, nimetler konusunda aynı derecede hürmetkâr olmamız gereken bir stratejiyi uygulamaya mecburuz. Teknik altyapı yatırımlarına 193 milyon lira, turizm tesislerine yönelik enerji desteğine 46 milyon lira olmak üzere yaklaşık 240 milyon lira ödenek aktardık.
Bu bağlamda çevreye duyarlı tesis kampanyasını ciddi bir şekilde yürütüyor ve takip ediyoruz. 52 adet konaklama tesisine çevreye duyarlı tesis belgesi verdik.
Hepinizin iyi bildiği gibi mesele artık turizm deniz, kum ve güneşten ibaret görünmüyor. Bunun içerisinde ülkenin siyasi marka değeri, ülkenin kültürel imkânlarını dünyaya iyi anlatması konusundaki stratejileri, tanıtım kampanyası topyekûn bir Türkiye algısı var. Bu ne kadar yükselirse turizm sektörü de o kadar yükseliyor.
Deniz, kum, güneş derseniz bu dünyanın başka yerlerinde de var. Kültür derseniz başka yerlerinde de var. Önemli olan sizin bunlar arasındaki ilişkiyi nasıl kurduğunuz, bunları nasıl bir üst başlıkta bir araya getirdiğinizdir.
Türkiye'de Sessiz Devrim Gerçekleşiyor
Türkiye'de son 11 yılda gerçekleştirilenleri en iyi anlatan üst başlık herkesin merak ettiği, Türkiye'yi bir cazibe merkezi haline getiren mesele şuydu: Türkiye'de bir sessiz devrim gerçekleşiyor.
Bu sessiz devrim üst başlığı altında bütün sektörler yerini alıyor. Bu sessiz devrimin dinamikleri, kodları, yarattığı imkânlar, bunun nasıl gerçekleştiği pek çok alanda merak konusu oluyor.
Bunun içerisinde doğunun en batı ucunda ve batının en doğu ucunda bir ülke olmamız, sıradan bir ülke olmamamız var. Başka bir ülkenin iki cümleyle tanımlanacak imkânları varken, Türkiye'yi minimum birkaç paragrafla tanımlamak durumdayız.
Türkiye Asya ve Avrupa'ya Aynı Gözle Bakabilen Bir Avrasya Ülkesi
Türkiye, bir Avrupa ülkesi, aynı zamanda bir İslam ülkesi. Bir Karadeniz ülkesi aynı zamanda Akdeniz ülkesi. Bir Ortadoğu ülkesi ama Osmanlı İmparatorluğu Ortadoğu ülkesi olmadan çok önce Balkan devleti olmuş bir ülke.
Asya ve Avrupa'ya aynı gözle bakabilen, aynı kodlarla girebilen bir Avrasya ülkesi. Tüm bu imkânlar Türkiye'nin üst başlığının bambaşka bir yere oturtuyor. Buradaki dinamizm etrafındaki pek çok ülkeyle, üç saat uçuş mesafesindeki pek çok ülkeyle tarihi ve kültürel bağları olan yepyeni bir mucizeyi ortaya çıkarıyor.
Turizm İnsani Diplomasinin Omurgası
Bu çerçevede turizmi hükümet olarak sadece ekonomik gelir kaynağı olarak görmüyoruz. Türkiye'nin dünyaya anlatılmasında, dünyaya doğru tanıtılmasında insani diplomasi stratejisinin omurgası olarak görüyoruz.
Buraya gelen her insanın sadece Türkiye'ye ekonomik getirisi olan, ekonomik faydası olan bir birey olarak görülmesinin ötesinde onları Türkiye'nin yükselen marka değerinin elçileri haline nasıl getirebiliriz? Türkiye'yi topyekûn nasıl tanıtabiliriz? Bu şekilde bir bakış açımız var.
Şehir turizmi kavramına çok önem veriyoruz. İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara odaklı olarak şehir turizmi kavramının geliştirilmesi konusunda Bakanlığımız çok hassastır. Bunun yanı sıra kültür turizmini canlandırmak üzere öncelikli olarak belirlediğimiz illerimiz var. Adıyaman, Amasya, Bursa, Manisa, Edirne, Konya, Kütahya, Nevşehir, Mardin, Sivas, Şanlıurfa gibi illerimize kültür turizmini tanıtmak bakımından öncelikli stratejilerle yaklaşıyoruz.
Tanıtım markamızın, tanıtım değerimizin yükseltilmesi, bunun sadece deniz, kum, güneş ya da birtakım bilinen temaların ötesine çıkabilmesi için bütün bu stratejinin baştan ele alınması gerekiyor.
Turizmle İlgili Tanıtım Kampanyasını, Bir Turizm Tanıtımı Meselesine Sıkışmaktan Kurtaracağız
On yılda yaşanan sosyal, ekonomik ve siyasi gelişmenin, bu sessiz devrimin bunun gerisinde Türkiye'nin imparatorluğa dayanan tarihsel köklerinin, bu coğrafyada bizden önceki medeniyetlerle kurduğumuz bağın Türkiye markasının doğal parçaları olduğunu çok iyi anlatan bir tanıtım stratejisi peşinde koşuyoruz.
Turizmle ilgili tanıtım kampanyasını, bir turizm tanıtımı meselesine sıkışmaktan kurtaracağız. Eğer turizmle ilgili tanıtım kampanyasını, turizm tanıtımı kampanyasına sıkıştırırsak, turizm bundan ne ileriye gider, ne geriye düşer.
Önemli olan turizm tanıtımını nasıl bir kavramsal çerçeveye oturttuğumuzdur. O sebeple İstanbul'da yapılan Uluslararası Caz Festivali'ne Bakanlık tarihinde görülmemiş kadar yüksek bir destek verdik.
Bu, aynı anda Türkiye'nin milyonlarca eve İstanbul'un yeni bir caz merkezi olarak girmesini, bu seçkin müziğin verdiği barış ve hoşgörü mesajının İstanbul'dan verilmesini sağladı.
Golf turnuvasına çok büyük bir önem verdik. Sadece bu turnuvaya verdiğimiz destekle Türkiye hakkında dünyada 26 bin haber çıkmasını sağladık.
Dolayısıyla sadece Türkiye'nin içerisinde kendi kendimize dönük olarak yaptığımız iç faaliyetler, kendi kendimizi ağırladığımız festivaller ve turizm faaliyetlerinin artık tamamını geride bıraktık. Turizm tanıtım faaliyetini bir Türkiye markası içerisine yerleştiren, bunu bir küresel strateji haline getiren projelere yöneleceğiz.
Bu dinamik yapının ve potansiyelin vurgulanması sadece turizm sektörüyle ilgili değil pek çok alanda işbirliği yapmamızı gerektiriyor.
Örneğin Çin ile ABD arasındaki sorunlarının çözümünde ping-pong diplomasisi çok önemli bir yer elde etmişti.
Yakın zamanda Türk diplomasisi Ermenistan ile olan sorunların aşılabilmesi için futbol diplomasisini çok iyi kullandı. Milli takımlar maç yaptılar. Arkasından bu, klasik diplomasiye yeni alanlar açtı. İşte bütün bu alanların içerisinde, bütün bu dinamikleri gözeten bir çerçeve içerisine turizm stratejimizi yerleştirmemiz gerekiyor.
Türkiye'nin Marka Değerini Güçlendireceğiz
Burada kodu veriyorum zaten size. Turizm stratejimizi, turizm tanıtımını kültürel diplomasinin ve insani diplomasinin içine yerleştirerek bundan sonraki dönemde, klasik imkânları, klasik kazanımları geride bırakmadan, bu marka kimliğini geliştirmeyi ve güçlendirmeyi sağlamaya çalışacağız.
Burada süreklilik ve istikrarı sağlamak çok önemli. Bunun da esası Türkiye'nin yumuşak güç unsurlarını geliştirmekten geçiyor. Türkiye'nin yumuşak güç unsurlarının daha iyi anlatılmasından geçiyor. Eğer siz yumuşak güç unsurlarınızı bütünüyle devreye sokarak, Türkiye'nin bütün bir marka stratejisini devreye koymazsanız, her bir sektör ayrı ayrı bir yerlerde bir şeyler yapar. Ama toplamda bu bir sinerjiye dönüşmez ve toplamda bir fayda sağlamaz.
Türkiye'nin Marka Yüzü Hollywood Yıldızı Olacak
Burada yeni dönemde home off' denilen bir temayla arkadaşlarımız tanıtım stratejisini kodladılar. Bununla karşımıza çıkacaklar. Bununla ilgili dünyaca ünlü dört fotoğrafçıyla birlikte çalışıyoruz.
Yeni dönemde bir Hollywood yıldızı Türkiye'nin marka yüzü olacak. Onunla birlikte Türkiye'nin hikâyesini anlatacağız.
Söylediğimiz şudur: Bize Türkiye'nin maddi unsurlarını anlatan bir strateji getirmeyin. Türkiye'nin denizini, kumunu, güneşini anlatan bir strateji getirmeyin. Dünyanın merak ettiği şeyi, Türkiye'nin bildiği şeyi kodlayan bir strateji getirin. O da şudur: Türkiye'nin hikâyesiyle ilgili bir strateji getirin bize.
Çünkü bizde olan ve başkalarında olanı sadece fotoğrafa dökmek ya da sadece filme dökmek bugün açısından hiçbir şey ifade etmiyor. Dünyanın merak ettiği ve Türkiye'nin yaşadığı süreç içerisinde Türkiye'nin hikâyesini anlatan bir tanıtım stratejisi peşinde koşacağız. Bunun ayrıntıları yakın zamanda sizinle paylaşılacak.
Bunu ayrıca entegre bir strateji olarak görüyoruz. Entegre strateji dediğim şu: Her bir vatandaşımız, her bir turist bu home off' kampanyasına kendisi, akıllı cihazlarında bir tasarım yaratarak bu stratejinin bir parçası olacak.
Dolayısıyla tanıtım yapacağımız kişiyi bir nesne olarak görmüyoruz. Onu Türkiye'nin tanıtım stratejisinin bir öznesi haline getireceğiz. Herkesi elindeki home off' aplikasyonuyla birlikte tanıtım stratejisinin parçası olarak bu stratejin içerisine güçlü bir şekilde katacağız.
Bunun nasıl olacağıyla ilgili web sitesi yakında faaliyete başlayacak.
Ucuz Ürün Yerin Markalaşan Turizm Bölgeleri Oluşturulması Önemli
Türkiye'nin 2023 yılına kadar uluslararası pazarda turist sayısı ve turizm geliri bakımından 5 ülke arasına girmesi bizim için çok önemli.
Turizmde rekabetin ucuz ürün yerine, markalaşan turizm bölgeleri oluşturarak sağlanması bizim temel bakış açımızı oluşturuyor.
İç turizmin çeşitlendirilmesi tüm yurda yayılması konusunda özellikle çözüm süreciyle birlikte Türkiye'nin doğusunun güneydoğusunun bundan faydalanması kadar diğer yerlerin de bundan pozitif etkilendiğini görüyoruz.
Türkiye'nin imajı konusunda başka işbirlikleri ortaya koyacağız. Ayrıca kent turizmi kentlerin markalaşması konusunda kentlerdeki paydaşlarımızla işbirliği yapacağız.
Bu alternatif turizm stratejisi, bunun geliştirilmesi daha da büyük bir ivme kazanacak. Örneğin, Doğu Karadeniz'de turizmin geliştirilmesi amacıyla mevcut turist hareketlerinin incelenmesi, tur güzergahlarının geliştirilerek yeni destinasyon noktaları oluşturulması, Karadeniz'in tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerinin sürdürülebilir bir turizm kampanyasının içine yerleştirilmesi amacıyla Doğu Karadeniz Turizm Master Planı hazırlandı.
Bu bağlamda Karadeniz'in doğasını koruyarak yaşatmak ana hedefi doğrusunda doğal bir destinasyon yaratılmasına ciddi bir şekilde çalışılıyor.
Ayrıca bunun gibi herhangi bir ilin ziyaret edilmesi değil, insanlara bölgesel destinasyonlar açmamız gerekiyor.
Ayrıca kış turizmi koridoru dediğimiz başka bir destinasyon yaratmaya çalışıyoruz, Erzincan, Erzurum, Ağrı, Kars ve Ardahan boyunca kış sporlarının hayata geçirilmesi konusunda.
Öteden beri bahsedilen termal turizm konusunda iyi gelişmeler var.
Çözüm Süreci Doğu ve Güneydoğu'da Turizm Yatırımlarını Olumlu Etkiledi
Şunun açık bir şekilde ortaya koyulması gerekiyor ki, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu için yıllardan beri kronikleşmiş ekonomik problemler var. Devletimizin ve milletimizin meselesidir. 30 yıl boyunca terör buranın bütün imkânlarını tüketti, insanımızı tüketti.
Buradaki işsizlik probleminin çözülmesinden ekonomik zorlukların aşılmasına kadar pek çok mesele önümüze yılların birikimiyle yığılmış olarak durmuş.
Çözüm sürecinin başlamasıyla birlikte Türkiye'nin kendi yumuşak güç unsurlarını harekete geçirerek bir çatışmayı çözmesi, bölgedeki kimlik problemlerini ortadan kaldırması neticesinde çok net bir şekilde şu ortaya çıktı: İlk olarak Türkiye'nin yumuşak güç unsurlarını, yüksek kapasitesini, siyasi kapasitesini ortaya koyarak herhangi bir sorunu çözmesinin ardından o bölgeye giren, ilk olarak oraya dokunan ve bölgedeki vatandaşlarımızın da büyük bir memnuniyetle karşıladığı turizm sektörünün faaliyetleri oldu.
Yatırımcılardan önce turizmle ilgili birtakım çalışmaların orada yapılması, birtakım hareketliliklerin gerçekleşmesi bölge için de umut oldu.
Turizm Bir Barış Projesi
Yıllar boyunca insanların kimlikleri, dilleri yasaklandı. İnsanlar, ret, inkâr ve asimilasyon politikalarına tabi tutuldular. Türkiye, siyasi kapasitesini, siyasi yazılımını küçülttü. Bu küçülmüş, gerilemiş, eskimiş siyasi yazılımın ürettiği kültürel, kimliksel, siyasal, ekonomik sorunlarla sadece antivirüs programlarıyla uğraşılmaya çalışıldı.
Halbuki yazılımı değiştirdiğiniz zaman, Türkiye'nin dinamik kapasitesini ortaya koyduğunuz zaman, vatandaşlarınızın demokratik bilinçlerinin, toplumsal taleplerinin gereği doğrultusunda, Türkiye'nin imkanlarını devreye soktuğunuz zaman, kimlik problemlerini çözdüğünüz zaman, kimlik üzerindeki baskıyı kaldırdığınız zaman, ret, inkar ve asimilasyon politikalarına son verdiğiniz zaman bu doğal olarak anında insani diplomasiyi devreye sokuyor. İnsan hareketliliğini devreye sokuyor. Ekonominin gelişmesine imkân veriyor. En önce de turizm sektörüyle o bölge arasında bir iletişimin kurulmasını gerçekleştiriyor. Bunu çok net bir şekilde Türkiye içinde de görüyoruz.
İlk olarak turizm sektörünün oralara dokunuyor olması, turizmin ne kadar büyük bir barış projesi olduğunu, toplumsal iç barışın sağlanması açısından da ne kadar dinamik bir sektör olduğunu ortaya koyuyor.
Gündem
Yayınlanma: 24 Ocak 2014 - 06:01
Çelik. ''Şehir turizmi kavramına çok önem veriyoruz''
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği'nin (TYD), yılsonu değerlendirme toplantısına katıldı. Çelik, 'Bugün şampiyonlar liginde oynayan Türkiye, artık başkalarından strateji kopyalamak yerine, başkalarının kendi stratejilerini merak ettiği bir ülke haline gelmiştir' dedi.
Gündem
24 Ocak 2014 - 06:01
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir





