TUYED yönetimine kitabıyla ilgili bilgi veren Hepoğlu, tanık olduklarına neden Otel Faresi adını verdiğini şöyle açıklıyor: 'Bu tanım birkaç şekilde kullanılıyor. Birini, otelleri bedava kullanıp sömürme tekniği geliştirip bunu yaşam biçimi haline getirenler oluşturuyor. Diğeri ise kadın erkek demeden otel müşterisini soyup soğana çeviren iz bırakmadan da sıvışan hırsızlardır. Sonuncusu ise fazla bilinmeyen otelin her bölümünü kullanan, olup bitenleri bilen ama yer, mekân ve isim vermeden anlatanlardır. Bundan dolayı asıl farenin otelin içinde olduğunu söyleyebiliriz.' Hepoğlu, 178 sayfa olarak yayına hazırladığı Otel Faresi kitabında, yıllar içinde tanık olduğu olaylardan sadece 42 tanesine yer verdi. Kitabın ikincisinin hazırlanmakta olduğunun sinyalini veren Hepoğlu, 'Turizm sektöründe geçirdiğim 25 yıllık süreçte Ege ve Akdeniz sahillerinde onlarca tesiste farklı pozisyonlarda görev yaptım. Çoğunluğu yeni açılış yapan tesislerde çalıştım. 2008'den bu yana eğitim ve danışmanlık konularına ağırlık veriyorum. 2012 yılında yayınlanan 'Cute Towels'' kitabım ile birlikte Türk halkını oldukça sempatik bir hobi tekniği olan havlu katlama sanatıyla buluşturdum. TRT Türk kanalında bu konu ile ilgili birde belgesel çekildi. Çalıştığım otellerde tanık olduğum olayları yıllardır paylaşıp durdum. Otel Faresi kitabımı bu paylaşımlarımın toparlanarak yayın haline getirilmiş ilk bölümü olarak adlandırılabiliriz.'
Kitaptan iki bölümHepoğlu kitabında tanık olduğu veya duyduğu komik olaylara da yer vermiş. Olayları yer, mekân ve isim vermeyen anlatan Hepoğlu kitabın 140'ncı sayfasında bir anısını şöyle aktarıyor: 'Ray Charles Türkiye'de konsere geliyor. Ankara'da konaklayacağı otele gidiyor ve Bellboy eşliğinde valizleriyle birlikte odasına çıkıyor. Charles'ın ünlü bir Amerikalı konuk olduğundan fazlasını bilmeyen saf ve masum Bellboy soruyor: Işıkları açmamı ister misiniz efendim? Ray Charles: Benim için fark etmez, keyfine bak ' Kitabında otel sahiplerinin gereksiz abartmalarını da hicveden Hepoğlu, En Büyük Bizimkisi' başlıkla yazısında şu satırlara yer vermiş: 'En büyük otel bizimki. En çok oda sahip gurubuz. En fazla geceleme bizim tesiste oldu. En yeni oteller bizim bölgede. En çok istihdam bize ait, ödülümüz bile var ne haber! Sonuncusuyla birlikte tüm ülkede 50 otel sahibi olduk. En çok vergiyi biz ödedik. En çok fuara katılan gurubuz, dünya markası olduk. Nanik. En çok eti biz tükettik. En çok şarap bizde içildi. En eğlenceli animasyon ekibini getirttik. En büyük futbol sahaları bizde. Yeni otelimizi en pahalı mobilyalarla biz döşedik. En ünlü şef bizde. En yüksek bütçeli genel müdürü biz transfer ettik. En büyük havuzlar bizde, bizdeki su kaydırakları Avrupa hatta Asya'nın en uzunu. Bizdeki akvaryum Atlantis'te yok vallahi.'
Kitaptan iki bölümHepoğlu kitabında tanık olduğu veya duyduğu komik olaylara da yer vermiş. Olayları yer, mekân ve isim vermeyen anlatan Hepoğlu kitabın 140'ncı sayfasında bir anısını şöyle aktarıyor: 'Ray Charles Türkiye'de konsere geliyor. Ankara'da konaklayacağı otele gidiyor ve Bellboy eşliğinde valizleriyle birlikte odasına çıkıyor. Charles'ın ünlü bir Amerikalı konuk olduğundan fazlasını bilmeyen saf ve masum Bellboy soruyor: Işıkları açmamı ister misiniz efendim? Ray Charles: Benim için fark etmez, keyfine bak ' Kitabında otel sahiplerinin gereksiz abartmalarını da hicveden Hepoğlu, En Büyük Bizimkisi' başlıkla yazısında şu satırlara yer vermiş: 'En büyük otel bizimki. En çok oda sahip gurubuz. En fazla geceleme bizim tesiste oldu. En yeni oteller bizim bölgede. En çok istihdam bize ait, ödülümüz bile var ne haber! Sonuncusuyla birlikte tüm ülkede 50 otel sahibi olduk. En çok vergiyi biz ödedik. En çok fuara katılan gurubuz, dünya markası olduk. Nanik. En çok eti biz tükettik. En çok şarap bizde içildi. En eğlenceli animasyon ekibini getirttik. En büyük futbol sahaları bizde. Yeni otelimizi en pahalı mobilyalarla biz döşedik. En ünlü şef bizde. En yüksek bütçeli genel müdürü biz transfer ettik. En büyük havuzlar bizde, bizdeki su kaydırakları Avrupa hatta Asya'nın en uzunu. Bizdeki akvaryum Atlantis'te yok vallahi.'









