Annecy, Fransa'ya seyahat etmeyi planlayanların sosyal medya platformlarında sıklıkla karşılaştığı bir Fransız kasabasıdır. Çeşitli yayınlarda, Fransa'nın en büyüleyici küçük kasabaları arasında anılmakta ve mutlaka ziyaret edilmesi gereken küçük kentler listelerinde en ön sıralarda yer almaktadır. İsviçre'nin Cenevre şehrine yaptığım seyahat sırasında uzun zamandır görmeyi arzu ettiğim Annecy'yi ziyaret etmek için uygun koşullar oluşmuştu. Bu benzersiz fırsatı değerlendirerek, Cenevre'ye 42 km uzaklıktaki Annecy’e günübirlik bir gezi için Flix Bus otobüslerini tercih ederek yola çıktım. Yol boyunca neredeyse her şey yemyeşildi ve toprak parçası görülmüyordu. Otobüs yolculuğunda tanıştığım Tuncay ve Songül ile keyifli bir sohbet eşliğinde şehre vardık. Onlara da iyi gezmeler diledikten sonra birbiriyle yan yana olan merkez tren garı ve otobüs istasyonundan on dakikalık bir yürüyüşle tarihi kent merkezine ulaştım.
Göl kıyısına doğru yaklaştıkça, yemyeşil ve geniş bir park alanı ile içinden akan berrak bir su kanalı ve bu kanalın üzerinde yer alan zarif bir yaya köprüsü ile karşılaştım. Manzarası olağanüstüydü. Bir yanda Annecy Gölü'nün ve Alp Dağları'nın etkileyici silueti, diğer yanda ise ulu çınar ağaçlarının gölgesinde, sakin bir şekilde bekleyen teknelerin süslediği "Canal du Vasse" adlı kanalın huzur veren akışı, bir araya gelerek eşsiz bir tablo oluşturmaktaydı. Bu güzelliği tamamlayan Claude Grandchamp'ın imzasını taşıyan ve "Aşıklar Köprüsü" (Pont des Amours) olarak bilinen romantik köprüydü. Yerel inanışa göre, bu köprü üzerinde öpüşen çiftlerin ilişkileri sonsuza dek sürmekteymiş. Zamanla turistlerde bu inanışa katkıda bulununca Annecy'de mutlaka görülmesi gereken bu köprüde öpüşen çiftler manzaranın doğal bir parçası halini almış. Yalnız olsanız dahi sunduğu muhteşem manzara ile ziyaretçilerine keyifli anlar yaşatabilmektedir.

Annecy'nin sembol yapılarından aşk köprüsü 1848 yılında inşa edilmiş, ancak işlevsiz bulunarak bir yıl sonra sökülmüştür. Köprü, mevcut estetik görünümüne 1907'de kavuşmuştur. Geçmişte, özellikle hayat kadınlarının müdavimleriyle buluşma noktası olarak bilinen köprü, zaman içerisinde kamusal alana dönüşerek halkın yoğun ilgisini çeken bir mekân haline gelmiştir.
Pont des Amours, ziyaretçilerine dört farklı ve etkileyici manzara sunmaktadır. Bir yanda, Annecy sakinleri ve ziyaretçilerinin baharın müjdecisiyle birlikte toplanıp keyifli vakit geçirdiği, geniş ve yemyeşil "Paquier" alanı bulunmaktadır. "Mera" anlamına gelen "Pâquier" adıyla da anılan "Champs de Mars", kentin önemli yeşil alanlarından biridir. 17. yüzyılda cömert bir bağışçı, üzerine herhangi bir yapı inşa edilmeyeceğine dair söz alarak bu alanı belediyeye bağışlamış ve yaklaşık 7 dönümlük bu alan, o tarihten bu yana yeşil alan olarak halkın kullanımına sunulmuştur.

Bir tarafta zarif Avrupa bahçeleri yer alırken, karşı cephede ise Annecy Gölü'nün büyüleyici manzarası göz kamaştırmaktadır. Ön planda kuğuların adası ve arka planda ise Vasse kanalı ile ağaçların gölgesinde huzurla demirlemiş tekneler, tablo gibi bir görüntü oluşturmaktadır. Şehre Halle köprüsü üzerinden geçilerek ulaşılmakta olup, bu köprü adeta şehrin yaya giriş kapısı işlevini görmekte ve Annecy'nin klasikleşmiş, ikonik siluetini ziyaretçilere sunmaktadır. Annecy Gölü'ne dökülen Thiou Nehri'nin üzerinden geçerken, bir tarafta gölün engin sularına, diğer tarafta ise şehrin kendine özgü atmosferine tanıklık etmek mümkündür.
Fransız Alplerinin saklı incisi Annecy, gerçekten de benzersiz bir destinasyondur. Gölün kıyısında, Annecy'nin pastel tonlarla bezenmiş orta çağdan kalma tarihi kent merkezinden geçen büyüleyici kanallar, şehre "Alplerin Venediği" unvanını kazandırmıştır. İsviçre sınırına yakın konumda, Fransız Alpleri'nin Haute-Savoie bölgesinde yer alan Annecy, kış aylarında Le Semnoz, La Clusaz, Le Grand Bornand ve lüks Chamonix gibi kayak merkezlerinde kış sporları yapmak isteyenleri cezbetmektedir. Annecy, modern kayak sporunun doğduğu yer olarak kabul edilmektedir; zira ilk kayak okulu, 19. yüzyılın sonlarında yakınlardaki Aravis Dağları'nda kurulmuştur.

Şehir merkezi, Fransa'nın Bourget Gölü'nden sonraki en büyük ikinci gölü olan ve dünyanın en temiz sularına sahip Annecy Gölü'nün kıyısında konumlanmıştır. Yaklaşık 18.000 yıl önce Alplerdeki buzulların erimesiyle oluşan bu göl, Fransız Alplerinin eteklerinde, masalsı bir kasabanın yanı başında, kristal berraklığındaki suyuyla göz kamaştırır. Annecy Gölü'nün rengi, gökyüzüyle birlikte sürekli değişmektedir; güneş ışığında parlak masmavi, bulutlu havalarda elektrik mavisi ve yağmur yağdığında ise yeşilimsi bir ton almaktadır. Bu olağanüstü güzellik, ünlü ressam Paul Cézanne'ı 1896 tarihli "Annecy Gölü" adlı başyapıtını yaratmaya teşvik etmiştir.

On yıllardır süren titiz ekolojik çalışmalar sayesinde, Avrupa'nın en temiz kentleşmiş gölü unvanını kazanan Annecy Gölü, kendine özgü Alp karakterine sahip yumuşak hatlı dağların arasında saklı bir doğal mücevher gibidir. Her yaştan ve her kesimden ziyaretçiyi cezbeden göl, daha sıcak aylarda tekne gezintileri, rüzgar sörfü, yelken, kürek sporları, su kayağı, tekne turları ve yamaç paraşütü, bisiklet turları ve doğa yürüyüşleri gibi aktiviteler için ideal bir ortam sunmaktadır. Annecy Gölü'nde yüzme imkanı da bulunmaktadır. Göl çevresinde yer alan 25 kilometrelik parkur boyunca yürüyüş yaparken, kolayca erişilebilen plajlara rastlamak mümkündür. Kristal berraklığındaki suyu ve büyüleyici rengiyle ünlü göl, ziyaretçilerini adeta kendisine çağırmaktadır. Ancak, bir dağ gölü olması sebebiyle suyunun serin olduğu unutulmamalıdır. Annecy Gölü çevresinde, özellikle Annecy merkezinden uzaklaştıkça daha sakin ve doğal olan birçok küçük plaj bulunmaktadır.

Şehir, içinden geçen çok sayıda kanalla özgün bir karaktere sahiptir. Alplerle çevrili coğrafi konumu ve gölden beslenen bu kanallar, Annecy'ye Fransa'nın başka hiçbir yerinde rastlanmayan benzersiz bir cazibe katmaktadır. Görsel olarak tabloyu andıran bu şirin kasaba, ekonomik ve sosyal açıdan canlı bir yaşam tarzına sahiptir. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, zarif taş köprüleri ve küçük bir ada üzerine inşa edilmiş tarihi sarayı ile Annecy, ziyaretçilerine adeta bir peri masalının sayfalarından fırlamış hissi yaşatmaktadır.

Kökeni itibarıyla önce "Boutae", akabinde "Annecy-le-Neuf" ve nihayetinde "Eski Annecy" olarak anılan yerleşim yeri, Neolitik döneme (MÖ 4000) ait önemli göl köyü kalıntılarını barındırmaktadır. Feodal beyler, nehrin her iki yakasında da hakimiyet kurmuş; Cenevre Kontu da Annecy'de bu şekilde nüfuz sahibi olmuştur. Cenevre topraklarının Savoy Dükalığı'na ilhakı, Cenevre Kontluğu'nun kuruluşu, Din Savaşları, François de Sales'in piskoposluğa atanması ve Savoy'un Fransa'ya bağlanması gibi olaylar, Annecy şehrinin tarihsel gelişimini derinden etkilemiştir.
Gölleri ve dağları arasında konumlanan Annecy'nin Orta Çağ'dan kalma tarihi merkezi, ziyaretçilerine görsel bir şölen sunmaktadır. Arnavut kaldırımlı sokakları, rengarenk cepheleri ve sembolik yapılarıyla zengin bir mirasa sahip olan bu şehir, keşfedilmeyi fazlasıyla hak etmektedir. Kanallar boyunca yapılan yürüyüşler, şehrin geçmişteki zenginliklerine tanıklık etme fırsatı sunarken, dar sokaklar ziyaretçilerini adeta büyülemektedir. Annecy'nin cazibesini oluşturan Orta Çağ atmosferi, her adımda hissedilebilmektedir. Tarihi anıtlar, kanallar, dar sokaklar ve Orta Çağ kemerleri, eski şehri adeta zamanın koridorlarında bir yolculuğa çıkarmaktadır. Annecy'nin eski şehrindeki en önemli ve simgesel yapılar, bu keşif yolculuğunun vazgeçilmez duraklarıdır.

Şehrin en ikonik ve en çok fotoğraflanan simgesi olan Palais de l'Île, doğal bir kayalık ada üzerine inşa edilmiştir. Nehre taş bir tekne gibi demirlemiş bir gemi izlenimi veren yapı, her iki yanında sıralanan suyla kaplı evlerle birlikte kartpostallık bir manzara oluşturmaktadır. 12. yüzyılda mütevazı bir müstahkem ev ve Annecy Lordu'nun ikametgahı olarak inşa edilen yapının, su seviyesindeki sağlam kapıları mevcuttur. İlerleyen dönemlerde ise hapishane olarak kullanılmıştır. Tarihsel süreç içerisinde idari bina, hapishane, mahkeme, darphane ve arşiv gibi çeşitli amaçlara hizmet etmiştir. Yapının en eski bölümü olan ve 13. yüzyıla tarihlenen devasa kraliçe kulesi, geçmişin izlerini günümüze taşımaktadır.

Cenevre Kontları tarafından 1219 yılından itibaren inşasına başlanan müstahkem kale, 1401 yılında Savoy Hanedanlığı'nın mülkiyetine geçmiştir. 16. yüzyılda Cenevre-Nemours Düklerinin ikametgâhı olarak hizmet veren yapı, 17. yüzyılın sonlarında İspanyol işgali esnasında kışla olarak kullanılmıştır. Ardından Cumhuriyetçi ve İmparatorluk ordularına ev sahipliği yapan kale, bu askeri işlevini II. Dünya Savaşı'nın sonuna dek sürdürmüştür. 1952 yılında bir grup evsiz tarafından işgal edilen kale, aynı yıl Annecy Belediyesi tarafından satın alınarak kapsamlı bir restorasyon sürecine tabi tutulmuştur. Günümüzde kale, Kale-Müze ve Alp Gölleri Bölgesel Gözlemevi'ne (ORLA) ev sahipliği yapmaktadır.
Şehrin tarihi merkezi, turkuaz sularıyla göz kamaştıran ve rengarenk çiçeklerle süslenmiş ferforje köprülerle geçilen Thiou Nehri etrafında şekillenmiştir. Binaların pastel tonlardaki cepheleri, şehrin Alpler'e yakın konumunun belirgin bir yansımasıdır. Ahşap balkonlar, üst katlardan dışarıya doğru uzanırken, taş kemerler serin iklimin mimari bir ifadesini sunar ve çatılar geleneksel dağ evi stilini yansıtır.
Orta Çağ'da, zanaatkârlar Thiou Nehri kıyılarına yerleşerek nehrin potansiyelini üretim süreçlerinde etkin bir şekilde kullanmışlardır. Kentin kanalları, tarih boyunca şehrin gelişimini derinden etkilemiş ve şekillendirmiştir. Sürekli akan Thiou Nehri, aletlerin, çarkların, değirmenlerin ve çekiçlerin aralıksız çalışmasını sağlayarak Annecy'ye Orta Çağ'dan itibaren üretici kent karakteri kazandırmıştır. Aynı zamanda elverişli bir ulaşım yolu olarak da kullanılan nehir, tarım ürünlerinin ve malzemelerin göl kıyılarından şehrin merkezine kolayca taşınmasına olanak sağlamıştır. Nehir ayrıca balık havuzları ve rezervleri oluşturmak için kullanılmıştır. Fransa'nın en kısa nehirlerinden biri (3,5 km) olan Thiou, aynı zamanda Annecy Gölü'nün doğal taşkın yatağıdır. Bu tarihi mahalle, Orta Çağ'dan beri önemli bir ticaret merkezi olma özelliğini korumaktadır. 15. yüzyılda meydana gelen yıkıcı yangınlar nedeniyle, Annecy'nin yarı ahşap binalarının büyük bir kısmı, tüccarların ve satıcıların mallarını sergileyebilecekleri kemerli taş evlerle değiştirilmiştir.

Annecy'deki pazar, eski şehrin pitoresk sokakları ve kanalları boyunca kurulan canlı tezgahlarıyla Fransa'nın en seçkin pazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Gıda ve içeceklerden el sanatlarına ve tekstil ürünlerine kadar geniş bir yelpazede ürün bulmak mümkündür. Şaşırtıcı bir şekilde, dünyanın en büyük hipermarket zincirlerinden biri olan Carrefour'un ilk mağazasının 1 Ocak 1958'de Annecy'de, şehrin tarihi merkezinde yer alan ve Fransızca'da 'kavşak' anlamına gelen "Carrefour" adlı bir binanın zemin katında açıldığını öğrendim.

Annecy, hiç şüphe yok ki, gurmelerin beklentilerini fazlasıyla karşılayan bir destinasyon. Gezi notlarımda gastronomiye genellikle geniş yer vermesem de, Annecy'nin bu konuda müstesna bir örnek teşkil ettiğini belirtmeliyim. Bölge, hem uluslararası mutfakların seçkin örneklerini hem de yöresel lezzetleri bir arada sunuyor. Sandviç için dahi uzun kuyruklar oluşması, mutfak kültürünün ne denli canlı olduğunun bir göstergesi. Hatta bu şirin kentte, Michelin yıldızlı restoranların sayısının da dikkate değer olduğunu vurgulamak gerekir.

Annecy'nin konumu, Alp çayırlarına ve üzüm bağlarına yakınlığıyla idealdir. Bu benzersiz coğrafya, göl ve dağların iç içe geçtiği pastoral bir ortamdan ilham alan yetenekli şefleri ve zanaatkarları cezbetmiştir. Hatta bazı ünlü şefler, yaşamlarını burada sürdürmeyi tercih etmiştir. Bölgede, gösterişten uzak, sade ancak mükemmelliği hedefleyen pek çok seçenek mevcuttur. Her bir yemek, yerel ürünlerle titizlikle hazırlanmakta ve tutkuyla sunulmaktadır. Özellikle doğal şaraplara verilen önem dikkat çekicidir. Bölgenin kendine özgü peynirlerinin tadına bakmak ise adeta bir zorunluluktur. Annecy'deki mekanlarda peynir ve şarap tadımı oldukça popülerdir ve talep üzerine, tamamı yerel üreticilerden temin edilen özel bir seçki eşliğinde tadım yaptırılırken, ürünler hakkında detaylı bilgi sunulmaktadır. Aromatik ve meyvemsi beyaz şaraplarla başlayarak, duyularınız ünlü kırmızı şarapların keşfine çıkabilir, tüm narin aromaları ortaya çıkarabilir, kokuların nüanslarını tanımayı öğrenebilirsiniz.

Annecy ayrıca yıl boyunca birçok festivale ev sahipliği yapmaktadır. Annecy, dünyanın en prestijli animasyon festivallerinden biri olan Uluslararası Animasyon Film Festivali'ne her yıl haziran ayında ev sahipliği yapmaktadır. Etkinlik, sektör profesyonellerinin bir araya gelerek iş birliği yaptığı Uluslararası Animasyon Filmi Pazarı ile eş zamanlı olarak düzenlenmektedir. Mart ayında, Venedik Karnavalı için renkli kostümler giymiş maskeli figürler kasabada geçit töreni yapmaktadır; bu da şehrin Venedik'e olan benzerliğine bir gönderme olarak yapılmaktadır. Bu küçük kasaba popüler bir film çekim merkezidir. Fransa'nın en çok çiçeğe sahip 9. şehri olmasıyla da öne çıkmaktadır ve "Çiçekler Şehri" olarak da anılmaktadır. Küçük bir kasaba olması sizi aldatmasın. Burası çok hareketli bir yer ve zamanınız varsa göl çevresindeki diğer köyler ve kasabalarla beraber görülmesi gereken bir yerdir.
Eski kent, oldukça kalabalık ve hareketli olmasına rağmen, birkaç yüz metre yürüyerek dinginliğe ulaşmak mümkündür. İnsanların yapay şemsiyeler yerine ağaçların gölgesinde dinlendiği, yürüyüşlerini yaptığı, göl kenarında uzandığı yeşillikler, ağaçlar ve çiçekler içinde kalabalık olmayan bir plaj veya doğa parkı havası hakimdir. Bu atmosferden etkilenmemek ise neredeyse imkansızdır. Annecy'yi bu denli cazip kılan unsurların bütünü, ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim yaşatmaktadır.
Annecy, ideal bir yerleşim yerinde aranan ve hayal edilen tüm niteliklere haiz, göz kamaştırıcı bir şehirdir. Annecy Gölü, bölgenin en berrak, temiz ve olağanüstü güzellikteki doğal su kaynaklarından biri olarak ön plana çıkmaktadır. Karlarla örtülü dağ zirvelerinin panoramik manzarasıyla çevrili olan gölün kıyı şeridi boyunca uzanan geniş ve yemyeşil park alanları, doğa yürüyüşleri için benzersiz bir ortam sunmaktadır. Şehrin tarihi dokusu, rengarenk binaları, keşfedilmeyi bekleyen dar sokakları, etkileyici kaleleri, tarihi kiliseleri, müstahkem yapıları ve şehri adeta bir bal peteği gibi saran tertemiz su kanallarıyla ziyaretçilerini cezbetmektedir. Annecy'de zamanın akışı adeta bir su gibi hissedilirken, dört mevsimin tüm güzelliklerinin doyasıya yaşandığı, berrak havası ve kolay ulaşılabilir konumuyla dikkat çekmektedir.

Şehre en yakın konumdaki Annecy Haute-Savoie Mont-Blanc Havalimanı, merkeze yalnızca 7 kilometre mesafede bulunmaktadır. Ayrıca, 50 kilometre uzaklıktaki Cenevre Uluslararası Havalimanı da ulaşım açısından önemli bir alternatiftir. Annecy'ye, büyük şehir merkezlerinden düzenli tren seferleri düzenlenmektedir. Lyon veya Cenevre'den demiryolu ile kolayca ulaşım sağlanabilirken, Fransa, İsviçre ve İtalya'nın neredeyse her noktasından direkt otobüs seferleri de mevcuttur. Şehrin hemen yakınından geçen ana ulaşım arterleri, bölgenin tamamına yayılan kapsamlı bir ulaşım ağı sunmaktadır. Özel araçla seyahat edenler için Annecy'ye ulaşım son derece kolay ve hızlıdır. Lyon'dan otomobille bir saatten biraz daha uzun sürede ulaşılabilirken, Cenevre'ye karayoluyla erişim de oldukça yakındır. Alternatif olarak, BlaBlaCar gibi araç paylaşım platformları da değerlendirilebilir.
Annecy Gölü, göz kamaştırıcı güzelliği ve berraklığıyla ziyaretçilerini cezbeden, eşsiz bir doğa harikasıdır. Bu muazzam göl, sadece yüzme keyfi sunmakla kalmayıp, aynı zamanda dingin atmosferiyle dinlenmek ve panoramik manzaraların tadını çıkarmak isteyenler için de ideal bir ortam sunar. Gölün yüzeyinde süzülen zarif kuğular ve özellikle güneşli günlerde Alpler'in muhteşem siluetiyle birleşen görüntü, büyüleyici bir tablo oluşturur. Arzu edenler, gölde yapacakları iki saatlik bir tekne turuyla bu eşsiz deneyimi daha da zenginleştirebilirler.
Gölün kuzey kıyısında yer alan parklar, huzurlu bir atmosferde vakit geçirmek için mükemmel alternatifler sunar. Ağaçlarla çevrili yürüyüş yolları, modern heykeller ve şık çeşmelerle süslenmiş olup, geniş çimenlik alanlar ise dinlenmek ve doğanın tadını çıkarmak için idealdir. Başınızı yukarı kaldırdığınızda, Alpler'in heybetli zirveleri tüm ihtişamıyla size eşlik eder.
Vieille Ville'in (Eski Şehir) Arnavut kaldırımlı dar sokakları ve pastel renkli binaları arasında kaybolmak, unutulmaz bir deneyimdir. Beş çan kulesinin bulunduğu bölge ve "Annecy'nin Merkez Parkı" olarak kabul edilen Le Pâquier gibi tarihi yerleri keşfetmek, şehrin kültürel zenginliğini gözler önüne serer. Annecy'nin ortaçağdan kalma eski şehrinin sadece yayalara açık sokaklarında ve tablo gibi kanallarında amaçsızca dolaşmak bile başlı başına bir keyiftir. Zümrüt yeşili suların taş köprülerin altından süzüldüğü, 16. ve 17. yüzyıldan kalma pastel renkli binaların güneş ışığında parladığı atmosfer, ziyaretçilerini adeta büyüler. Şehir, nüfusundan ve yüzölçümünden çok daha büyük ve dinamik bir karaktere sahiptir. Cumartesi günleri kurulan canlı antika pazarı ve pazar günleri düzenlenen hareketli yiyecek pazarı, yerel kültürü yakından tanımak için harika fırsatlar sunar. 14 adet tescilli açık hava pazarıyla, haftanın neredeyse her günü farklı bir pazarı ziyaret etmek mümkündür. Tarihi meydanlar, yerel lezzetler ve benzersiz hazinelerle dolup taşar.

Şehirde, her zevke ve bütçeye uygun sayısız restoran, kafe ve teras bulunmaktadır. Sakin ve uzun öğle yemekleri, insanları izlemek veya akşamüstü aperatifleri için mükemmel bir seçenektir.
Annecy'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, yerel halkın yaşamının bir parçası olmasıdır. Göl kenarındaki parklar, piknik yapan ve yaz güneşinin tadını çıkaran ailelerle doludur ve şehir genelinde hayvan dostu bir atmosfer hakimdir.
Annecy, tipik bir tatil beldesinin çok ötesinde, canlı ve yaşanmış bir atmosfere sahiptir. Ziyaretçilerine, kendine özgü bir otantiklik hissi yaşatır. Yemyeşil ormanları, yükselen zirveleri, huzurlu otlakları, kristal berraklığındaki suları ve masalsı Alp köyleriyle çevrili bu benzersiz şehir, her zaman yapılacak, görülecek ve keyif alınacak bir şeyler sunar. Orta çağdan kalma bozulmamış evleri ve sokakları ile Annecy, Avrupa'daki tarihi kentler arasında üst sıralarda yer alır. Antik kaleleri, etkileyici kiliseleri, canlı renklere sahip mağazaları ve binaları, şirin kafeleri ve şehri serin ve ferah tutan benzersiz temiz su kanalları ağıyla unutulmaz bir deneyim vadeden bir beldedir.











Ressamlar eline fırçayı alır ve ya bakarak ya hayal ederek bir seyler çizer. Yazmak daha farklıdır. Bu geziyi okuurken adeta bir ressamın fırçasından çıkan esere bakar gibi baktım.Okudum yaşadım. Tesekkurler
Bu ülkede birden bire karşınıza bir yazar bir gezgin çıkıyor ve en olumsuz negatif anınızda bir yazıyla size yaşam sevinci, gezme arzusu veriyor. Yazıların, sanat eserlerinin, müziğin güzelliği burada galiba . Okurken mutlu hissettim. Yolunuz açık olsun değerli yazar
Bir turizm Firması çalışanlarıyiz. Sektördeki pek çok siteyi olduğu gibi bu siteyide takip ederiz. Bir kaç ay önce kapalı bir grup için Arnavutluk türü hazirlihi yaparken Turan yazısını gören arkadaşımızın önermesi ile bu bölümü takibe aldık..Artık bir sonraki yazıyı merakla bekliyor ve çok fayda***iyoruz..Analtim tarzının samimiyetini seviyoruz. Eğer özelden ulaşma şansımiz olursa kendisini bir turumuzda ağırlamak isteriz ..
tarihi ve mimari yapıları koruma ve yaşatmak ideali ile çevreyi ve doğamızı koruma bilinci bir araya gelirse sonuçta tarihi kültürü mimariyi canlı haliyle yaşayabiliyorsunuz. Böyle değerli paylasimlar ortaya çıkıyor . Elinize sağlık . Şahsım adına teşekkür ediyorum
Okudum mu yaşadım mı ne düşüneyim bilemedim. Eliniz emeğinize sağlık harikaydı
gezi yazılarını göz ucuyla takip ederim. genelde ne kadar ucuza bilet aldım , otel kaça, yemek kaça gibi sanki fiyat araştırma bülteni gibi yazıları görünce okumayı bırakırım.Cok samimi olarak yazıyorum hayatımda ilk kez bir gezi yazısı beni bu kadar mutlu etti. Bilgilendim. Orada olmak istedim. İnanılmaz seviyeli ve ticari zihniyetten uzak harika bir deneyim aktarımı olmuş. Teşekkür ediyorum.Takip edeceğim
Hocam sen bir çaprı yap söz biz en az 10 -15 kişi hazırız bizi buralara götür. HArika yer harika anlatım
Bu değerli bilgilendirmeler için teşekkürler İsmail hocam.Bu kadar detaylı ve dogru bilgileri paylaşmanız meraklıları ve gezmeyi sevenler için harika rehber oldu.
Çok güzel ve detaylı bir yazı olmuş. Kaleminize ve gözlemlerinize sağlık. Keyifle okuduk. Sanki oradaymışız gibi hissettik.
harika, harika gitmemiz gereken bir yer daha ogrendik